31 Ağustos 2020 Pazartesi

BULUTLARDAN İNSANLAR

 




Büyüdükçe anlıyorum içimdeki çocuğun beni terk ettiğini.

Bu kadar kötülüğü bu kadar iğrençliği kanıksadıkça elini ayağını çekiyor yüreğimden.

İçimizdeki çocuk uzaklaştıkça kararıyor demek ki kalplerimiz.

Ah içimizdeki çocuk.

Bulutlardan insanları gerçekte insan görünenlerle kıyaslayan çocuk.

Kin tutmak nedir bilmezken dünyanın kirinde boğulan çocuk.

Göğe bakmayanın kalbi daha çabuk kararır, der Zarifoğlu.

Ah Zarifoğlu bu çağın kirliliğini görseydin kim bilir neler dökülürdü yüreğinden?

Bu çağı yıkamaya kaç metre hortum yeter ki (!)

Göğe baksak sahiden temizlenir mi ki bu kadar kalp?

Biz baktık oysa onlar göğümüzü kirletmişlerdi. Biz izin verdik.

Göğü kirlenenin kalbi de kirleniyor işte.

İçimize sığdırdığımız kocaman göğe bakalım.

Temiz olanına…

Sibel HASKÖY

31.08.2020/15.24

 

 

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ BU DÜNYANIN!



Çivisi çıkmış bu dünyanın deyimine o kadar inanıyorum ki artık.

Nereden bilecektik,- değil bilmek tahmin etmek bile tüylerimizi ürpertirken- çivisi çıkan bu dünyanın çivilerini küçücük çocuklara işkence etmek için kullanacaklarını?

Sözde insanlar (!) İnsan görünümlü caniler. Nasıl bu kadar vicdandan yoksunlar. Nasıl?

Kur’an’ı Kerim’de “esfel-i sâfilîn”kelimesi geçer. Şimdi daha iyi anlıyorum o aşağının en aşağısı olanları.

Cehennemden hep korkarım ama şimdi iyi ki cehennem var diyorum. İlahi adaletin tecelli edeceği o gün iyi ki var, çok şükür.

Bir değil bir sürü çocuk aynı kaderi paylaşıyor. Suçları ne?

İnsan insana kırılırdı eskiden.

Şimdilerde küçücük çocukların kolunu bacağını kırmanın yanında daha beter işkenceler yapıyorlar. Ne için? Faydalı şeylere neden kafaları çalışmıyor da şeytanlığa çalışıyor? 

Allah-u Teâlâ bir kalp kırmanın bile ne kadar önemli olduğunu bizlere bu kadar vurgularken insanlar nasıl bu kadar ileri gidebiliyor?

Artık diyorum kırılan keşke bir kalp olsa da böyle şeylere şahit olmasak.

Kırılan keşke bir kalp olsa da bir çocuk yaşasa. 

Kırılan keşke bir kalp olsa da kalpler bu kadar kararmasa.

Çivisi çıkan dünyadan etimizle kemiğimizle ruhumuzla daha da çok nefret edeceğiz.

Bu çağ umutlarımızı yerle bir etti. 

Yerle bir olmadan “Bir”le bir olma duasıyla

Sibel HASKÖY

31.08.2020/00.33


28 Ağustos 2020 Cuma

AĞLASAM SESİMİ DUYAR MISINIZ?

 


“Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda” der Orhan Veli Anlatamıyorum şiirinde.

Sahi kim duyar ki sesimizi ağlasak?

Kimileri geceye ağlar, kimileri mısralara. Kimileri hayallere ağlar, kimileri dualara. Kimileri kimileri...

Ve insan ağlar. 

Bazı geceler vardır ki insanı hüzünlerde boğar.

Uyku tutmaz. 

Bir asır gibi saatler, kaplumbağanın ayağında yol alır.

Çaresiz bekleyiş...

Kimileri hastane koridorunda, kimileri bir toprağın başında, kimileri yüreğindekilerle boğuşmakta. Kimileri kimileri işte...

Anlatamaz insan ne tezattır ki anlayamaz da insan.

İnsan işte aciz.

Aciziz. 

Derdi veren derde derman aslında.

Kimse duymasa da yürekten damlayanları elbet “Bir”i duyar teslimiyetine olan inancımızı kaybetmeme duasıyla...

Sibel HASKÖY

28.08.2020/23.21



26 Ağustos 2020 Çarşamba

YAPAYALNIZIZ HAYATTA!




Duygularım şiir yıkıntılarının ardında kalıyor bazı zamanlar.

Bir adım atsa yıkıntılar parçalayacak gibi yüreğimi. Nasip bu ya sanki nasip olmamış o adım da yüreğime düşememiş yıkıntılar.

Yoksa teslimiyet nedir bilmeyen ruhumla nasıl çıkardım yıkılanların enkazından?

Gelecek belki de gelemeyecek.

Geleceğin hayalini kurarken biz belki de gelemeyecek günlerin ıstırabını çektiriyoruz yüreğimize.

Allah’a bırakamamanın acizliğini yaşıyoruz sanki.

Her işin başı Bismillah iken ne idüğü belirsiz şeyleri her işin başı yapıyoruz.

Teslimiyet nedir, tevekkül nedir çoğumuz biliyoruz kelime manasını.

Peki ya kalbe yerleştirebilmek…

Allah Semi’dir. İşitir her şeyi.

Sinelerdekini bilen sadece O’dur.

Şükrü ve tevekkülü hayatımıza hakiki anlamda yoldaş edinebilme duasıyla.

Şükür, tevekkül yoksa yolumuzda,

Biz hep yapayalnızız bu hayatta.

Sibel HASKÖY

26.08.2020/22.11

 

 


24 Ağustos 2020 Pazartesi

YANAR ÇIKARIZ NE OLACAK(!)

 



Bir söz var aklıma yer etmiş; ‘’Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle’’.

İdrak edince kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğinden bahseden bir söz aslında.

Bir söz daha var insanlar arasında üzülerek söylüyorum ki; ‘’Yanar çıkarız ne olacak?’’

Bu kadar kolay mı yanıp çıkarım diyebilmek?

Çıkacağının bir belgesi mi var elinde?

Düşünüyorum da mesele sadece yanıp çıkabilmek meselesi mi?

Sen Allah’ın razı olmayacağı fiilleri işle, yanar çıkarız benim kalbim temiz de utanmadan Allah’a asi gel, bu kadar basit mi?

Gerçekten aklım almıyor.

Allah-u Teala razı olduğu kullarını; emirlerine uyanları, yasaklarından kaçınanları, Allah için bir şeyler yapanları cennetiyle müjdeliyor.

Cennete gitmenin yolu zaten Allah’ın rızasını kazanabilmek.

Kuru kuru yaşayıp inancımıza bir su dökemezsek hangi cennetten bahsediyoruz?

Yanıp çıkarız değil mi nasıl olsa (!)

Ağzımızdan çıkan her söze dikkat etmemiz gerek.

Düşünmeden söylediğimiz her sözün bir bedeli var.

Yanar çıkarız asiliğine bürünmeden ‘’Affet Allah’ım’’ demekten bu kadar aciz olmayalım.

Elimizde ne cennet ne de cehennem belgesi var. Bunun bilincinde yaşayalım. Söylediklerimizi aklımızla tartalım.

Umutsuz da olmayalım. Tövbe kapısı var kapanmayan.

Bol bol dua edelim, edelim ki Rabbimiz bizlere rahmetiyle merhamet etsin.

Mahşer günü utananlardan olmama duasıyla…

Sibel HASKÖY

24.08.2020/16.30

 

 

 

 

 

 

 

22 Ağustos 2020 Cumartesi

HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM 📚


Nazım Hikmet’in şiirlerini okumayı severim. Yer yer yürek burukluğumu bırakırım bazı kelimelere.

İlk başlarda sanmıştım ki sadece Piraye’ye şiirler, mektuplar var.

(Kitap ile ilgili yorumlarınızı yorum kısmına yazarak benimle paylaşabilirsiniz.)



 

21 Ağustos 2020 Cuma

YÜREKTE TAŞINANLAR

 

Yürekte taşınanlar, bazen şiirin kamburuna sığınıyor istemsizce.

İnsanız doluyor işte yürek.

Dolmuyorsa sıkıntı var demek ki.

Bakınca hayata ne çok boş ve anlamsız şeyleri yük diye taşıyoruz kamburumuzda.

Böyle böyle sömürülüyor belki de duygularımız.

Sonra kayboluyoruz hayatın girdabında.

Yol neresi? Bir çıkış arıyoruz biçare aklımızla.

Sadece akıl yarasaydı işe Allah kalbi yaratır mıydı?

Kalbi yaratan Allah, bizimse kalbe doldurduklarımız dünyalıklar.

Sonra çıkış neresi?

Şaşıyor gerçekten şaşıyor insanın yolu Allah’ı bulamayınca.

Düşünsene kapkaranlık bir yoldasın ayağına ne batacağı belli değil, önüne ne çıkacağı belli değil.

Oysa ışık çok yakın…

Işık bu kadar yakınken sen çekiyorsun kendini, ışığa yaklaşmaya üşeniyorsun.

Ne kadar anlamsız değil mi?

Hâlimizi yansıtıyor gibi.

Dünya karanlığında Allah’ı bulamıyoruz. Neden acaba?

Ne tuhaf. Hepimiz biliyoruz ölümü. Bazen en yakınlarımızı kaybediyoruz. Ertesi gün ölüm yokmuş gibi devam ediyoruz hayatımıza. Gerçekten çok tuhaf.

Bilmemiz gereken tek şey var.

Allah var, Allah yar.

Ne kadar yer veriyoruz Allah’a yüreğimizde.

Önce yüreğimize sonra meşguliyetimize bakalım.

Hayırlı cumalarımız, hayırlı ömrümüz olsun…

Sibel HASKÖY

21.08.2020/12.18

(Fotoğraf Alıntıdır.)

 

 

 

 

19 Ağustos 2020 Çarşamba

DEĞİŞEN MEVSİMLERDİ

 


Duygularımız da değişiyor tıpkı mevsimler gibi.

Bir gün çiçek açarken gülüşlerimiz ertesi gün sonbaharın yapraklarını döküyor yüreğimiz.

İnsanız biz sonuçta.

Mutluluk da insan için hüzün de insan için.

Hüzün olmasa mutluluğu ne anlamı kalır ki?

Ne kadar hüzünlü de olsak mutlu da olsak, bir hiçiz aslında Allah’ı hatırlayamadıktan sonra.

Değişen mevsimlerdi biz değiştik mi, önemli soru bu aslında.

Allah’ı ne kadar andık verdikleriyle ya da vermedikleriyle…

Ayrı kalsa güneş bir an dünyadan. Ne ısı kalır ne de ışık.

Sen ne kadar yakınsın şah damarındaki Güneş’e? Ya da ben fark etmez.

Yüreğin dünyalıklarda ısınır. Sen ısındı sanırsın. Oysa yüreğin buz tutar.

Kararır bir de yüreğin.

Sen artık siyaha alışırsın, masmavi gökyüzünü bulmak varken.

Siyaha bakarsın siyah görürsün, sonra umutsuzluk, mutsuzluk, ne varsa dolar yüreğine. Ya da dünyalıklarda oyalanırken hakikatleri geçiştirmek işine gelir.

Hayat çok kısa.

Mevsimler değişir evet. Değişen mevsimleri görebilmek de nasip işi.

Bir nefeslik dünya işte. Bir nefes…

Sadece bir nefesle kesiliyor dünya ile bağın.

Bu nefeste Allah’ı anabilmek mühim mesele.

Allah’ı hatırlayabilmek de nasip işi.

Allah’ın rızasını kazanabilenlerden olma duasıyla…

Sibel HASKÖY

19.08.2020/11.56

 

 

 

 

 

 

 

 

 



17 Ağustos 2020 Pazartesi

EKSİK OLAN NE?

 

Ali Ural’ın bir sözü yer etti yüreğime şu sıralar ‘’ Sevgili dost, dokunsalar ağlayacakmışsın dokunmamışlar yine de ağlamışsın.’’

Şu sıralar öyle işte yüreğim.

Hüznün dalgası vurmuş yürek kıyıma sanki.

Aslında tam hüzün de denemez. Bir burukluk gibi bir şey.

Her şey tam evet ama bir şeyin eksik kalmış nankörlüğü var üzerimde.

Çok şükür, çok şükür…

Ama eksik olan ne?

Çıkamıyor yolum bir türlü yanlışlardan sanki.

Kalbim bekliyor kanatlanmayı ama altın kafese takılmış kalmış paltosu.

O paltoda oyalanıyor işte.

Maddiyatın acizliği altında aşağılanıyor.

Zaman zaman sorgulamadan edemiyorum her şeyi.

Altın kafes bellediğimiz emanet dünyada oyalanırken vereceğim hesaplar bana ağır geliyor.

Belki eksiklik değil bunun fazlalığı vardır üzerimde.

Kim bilir?

Ben bile veremiyorum cevabını.

Şükredebilenlerden olma duasıyla…

Sibel HASKÖY

16.08.2020/21.35

 

 

 

16 Ağustos 2020 Pazar

GENÇSİN, TABİİ YAPACAKSIN(!)

 

Bazen büyüklerimiz bizlere ‘’sen gençsin tabii yapacaksın!’’ gibi cümleler söylüyor.

Olumlu, yapıcı gibi bir cümle (!) gibi duruyor uzaktan bakınca. Halbuki ben öyle olduğunu düşünmüyorum.

Bazı yapılanlar, göz yumulanlar İslam’a, Sünnet’e, hakikatlere ters şeyler. 5 vakit namazını bıraksa aklı çıkacak büyüklerimiz İslam’a aykırı olan şeyleri ‘’gençsiniz, genç onlar’’ gibi cümlelerle destekliyorlar sanki. (Bu da beni üzüyor.)

Niye ‘’gençler ölmüyor mu?’’ sorusunu getiriyor aklıma.

Gençsiniz yaparsınız yerine hakikatleri anlatıp senin vicdanına bırakıyorum, ölüm var cümlelerini kullansalar keşke bizlere.

Bu dünyada kimse istemez çoluğunun çocuğunun acı çekmesini. Değil mi? Hiçbirimiz istemeyiz.

Neden Allah’ın razı olmayacağı şeyleri destekleyip kendilerinin ve çocuklarının ahiretlerini riske atıyorlar ki…

Ölümün ölmediğini biliyoruz hepimiz.

Başımıza ne geleceği belli değil.

Bugün çok şükür aklımız fikrimiz yerindeyse yarına bile kalmadan sağlam aklımızı yitirebiliriz.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli şey akıl değil mi zaten?

Diyelim ki kaybettin aklını, o zaman hangi tövbe geçerli sayılır?

O zaman değil tövbe etme bilinci ne yaptığının farkında bile değilsin.

Said Nursi’nin beğendiğim bir sözüyle yazımı tamamlamak istiyorum.

En bahtiyar genç odur ki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahirete çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. İhtiyarlarımızın en kötüsü odur ki, gaflette ve hevasatta gençlere benzemek ister, çocukçasına hevesat-ı nefsaniyyeye tabi olur.

Ölümün her an gelebileceği bilincinde olma duasıyla…

Sibel HASKÖY

16.08.2020/12.43

 

 

 

 

 

 

14 Ağustos 2020 Cuma

PEYGAMBER'İN AYNALARI📚




Peygamber’in Aynaları adlı kitabı o kadar severek okudum ki…🌺

33 Sahabenin hayatından kesitler sunuyor bizlere.

Gerçekten harika bir kitap. Kısa, edebi ve vurucu.🌸

Yeri geldi yaşananları hissetmeye çalıştım, yeri geldi gözlerim de yüreğim gibi doldu.

Bu kitap yıldızların hayatını kalbime gökyüzü yaptı.🦋

Siz hâlâ bu kitapla tanışmadınız mı?🙏

 

Kitap ile ilgili yorumlarınızı benimle paylaşabilirsiniz.👇

 

12 Ağustos 2020 Çarşamba

OT GİBİ YAŞAYABİLMEK🌿

 


Zaman o kadar hızlı geçiyor ki…

Şöyle bir bakınca geçen zamanımıza biz neyi sığdırıyoruz?

Elle tutulur ne var mesela?

Ot gibi yaşamak derler ya öyle mi yaşıyoruz?

Yoksa ottan da daha mı aşağıyız?

Ot der geçeriz ya hani.

Belki basite alırız konuşmalarımızda.

O ot var ya Allah’ı her an zikrediyor işte.

Gerçek manada Allah’a zikredebilsek de ot gibi yaşayabilsek keşke!

Rabbimiz şöyle buyuruyor: ‘’ Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. O Hâlimdir, bağışlayıcıdır.

(İsra Suresi 44. Ayet)

Her şey Allah’ı zikrederken, anarken, hatırlarken bizi Allah’ı anmaktan aciz bırakan ne?

Ölüm var biliyoruz, ölüm hak bunu da biliyoruz.

O halde başımızı secdeye koymaktan alıkoyan ne?

Başımız secdedeyken kalbimizi dünyalıklara bulandıran ne?

Zaman geçiyor nefs.

Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor her şey. Bir saniye sonra ne olacağı hiç belli değil.

Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor; İki nimet vardır ki insanların çoğu bunu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır. ‘’Sağlık ve boş zaman.’’

(Buhâri, Rikâk 1)

Zamanımızın kıymetini idrak edenlerden olma duasıyla.

Zamanı zamanı yaratana feda edebilmek duasıyla.

Emanet bize aldığımız her nefes,

Öyleyse hıyanet etme ey nefs!

Sibel HASKÖY

12.08.2020/11.43

11 Ağustos 2020 Salı

BİR KUŞ KONSA🕊


Bir kuş konsa da yüreğime


Bir yudum alsa


Taşmak üzere olan ne varsa.


Sadakasına ortak olsa yüreğimin


Konup da göçemeyen kalbime sığınsa,


Şu misafirhanenin dört duvarında.


Kuşlarımı betonlara batırdılar


Zalimliğin uçağı ile kirlettiler göğünü


Sıcakkanlılık bıraktı yerini kansızlığa


Bülbül susmayı yeğledi


Kargalar iştahla beklercesine.


An meçhul kaldı şu misafirhanede


Meçhule giden bir kefen kalkar


Elbet bu misafirhaneden.


Kuşlara iyi bak insan.


Özellikle beyaz olanına.


Beyaz çok şey hatırlatır.


Göz yumulanların arkasına saklanmayana.


Sibel HASKÖY

11.08.2020/12.32

 

 

 

 

 

 

 

5 Ağustos 2020 Çarşamba

NEYE YASLAMALI Kİ İNSAN YÜREĞİNİ?



Bazen öyle anlar olur ki insan yüreğini yaslayacak bir şeyler arar şu haram kokan dünyada.

Neye yaslamalı ki insan yüreğini?

Yürek şaşarsa insan şaştı demek.

Nasıl başaracağız ki herkesin normal gördüğü yanlışlardan kaçmayı?

Kaçamıyoruz, ben kaçamıyorum vicdanımın sızısından.

Uzaklaşmak istiyorum sadece.

Nereye gitsem taşıdıklarım benimle beraber geliyor, taşırdıklarım olmaya.

Ben yüreğimi yaslayacak bir şeyler ararken sıkışıyor yüreğim.

Umudum bazen yitiyor elimde olmadan.

Siyah gözlükler takıyorum, önümü bilerek karartıyorum sanki.

Attığım her adım beni bir çukura sürüklüyor.

Ben o çukurda boğuluyorum işte.

Biliyorum geçecek tüm bunlar, yüreğimi Allah’ın sevgisine bağlarsam.

Bağlayabilmek mühim mesele.

Bağ-la-ya-bil-mek…

Yürek yorgunluğu bundan aslında. Dünyalıklar doldu yüreğe. Dünya sevgisi.

Sonuç; kalp aslını arıyor!

Yiten umutların diri olması duasıyla.

Fısıldıyor yüreğim bazen kulağıma; inancın var senin kendine gel, umudun diri olmalı.

Evet diri olmalı umutlar. Ne kadar güzel bir cümle değil mi?

Diri olmalı umutlar.

Umudumuzu diri tutalım ALLAH var.

Sibel HASKÖY

05.08.2020/11.24

 

 

 

 


4 Ağustos 2020 Salı

GÜLÜMSEMELER ÇİÇEKLENSİN


Cümleler devrik


Zamanın ortasında


Sahipsiz,


Yorgun,


Telaşlı…


Büzüşmüş dizeler


Şiire bulanmış mevsimler


Hapsolmuş sıcakkanlılık


Soğuk yüreklere


Çıkmaz olmuş


Çıkamaz.


Yürek yemiş kelimeler,


Bolca.


Soğuk yemesin de,


Gülümsemeler çiçeklensin.


Rengarenk,


Çiçeklenmiş sadaka.


Nasibini almış yürek


Fazlasıyla…


Sibel HASKÖY

03.11.2019/00.51


  ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...