29 Temmuz 2020 Çarşamba

NERESİ MEÇHUL?

Başlık ekle
 

Başım gözüm üstüne şiirler;
Ne dönüp duruyor havada kuşlar"
Martılar yeşil gözlü mü
olurlar?
Karalıyorum yine bir şeyler.
Yine diziliyor dizeler;
"Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan"
Neresi meçhul,
Hangi gemi,
Gitmeli mi?
Yorgunum belli,
Hüzün sarmış yine.
Bir çocuk düşünün;
Gülüşünde çarpık kentleşmeler,
Hayalinde taştan balonlar.
Öyleyim işte,
Öylesine..
01.30/16.02.2019
Sibel HASKÖY

23 Temmuz 2020 Perşembe

BU ASIRDA ÇIKIŞ NERESİ?




Umudumu yitiriyorum bazen hayata karşı.

Nasıl olacak, ne yapacağım? gibi sorular kurcalıyor aklımı. Korkmuyor değilim, değişen asırdan, değişen insanlardan.

Bazen o kadar korkuyorum ki, vahşi hayvanlara vahşi deriz ya insanlar onlardan da daha vahşi olabiliyor.

İradesi varken niye bu vahşilik?

Bütün insanlığın utancını taşıyormuş gibi hissediyor bazen yüreğim.

Hayata karşı yorgunluk başlıyor. Ne yapacağım, çıkmazına giriyorum. Bir daha çıkış bulamıyorum.

Hayat sadece ye, iç, gez, yat, kelimelerinden ibaret değil ki…

Onun yaptığı beni bağlamaz demek değil ki hayat.

Hepimizin bir sıfatı var şu hayatta; anne, baba, abla, ağabey, kardeş, evlat, öğretmen, doktor, amca, teyze, avukat vs…

Herkesle bir bağımız var sonuçta. Hadi soyutla soyutlayabilirsen kendini.

Kim ister ki sevdiklerine zarar gelsin?

Bu asır korkutuyor beni.

Korkakça kabuğuma da sığınacak değilim ki düşünceleri meşgul etmeye başladı kalbimi.

Gelmiş geçmiş bütün topluluklarda kötü insanlar vardı. Ve hep var olacak.

Kötülüğü önleyemeyiz belki iyilikleri çoğaltabiliriz.

Biz Muhammed’ül Emin’in ümmetiyiz.

O Mekke topluluklarında her türlü kötülüğün had safhada yaşandığı bir topluma geldi. Ve ‘’Emin’’ olarak ‘’güvenilir’’ olarak yaşadı.

Aklıma gelen bir peygamber de Hz Musa.

Firavun bütün erkek çocuklarını öldürün emrini verdi.

Allah izin vermedi bir Musa peygamber yetişti.

Hz İbrahim.

Zalimlerin kızgın ateşi, Allah-u Teala; ‘’ Ey ateş! İbrahim’e karşı soğuk, serin ve selamet ol, dedik.’’ buyurdu ve serin oldu.

Allah-u Teala izin vermedi.

Çıkardığım sonuç şu ki; Her devirde kötüler var ve bu devirde de olacak. Bir peygamber değiliz evet. Ama ‘’Emin’’ olan bir Peygamber’in (s.a.v) ümmetiyiz.

 Kendimizi böyle vasıflandırabiliyorsak. O zaman güvenilirliği de temsil ediyoruz demektir.

Önce biz kendimizi yetiştirmekle başlayacağız bu işe.

Gerisini Allah’a bırakacağız.

Eğer hakikatin yoluna çıkmıyorsa düşünceler o zaman bir boşluk çıkıyor ve dolmuyor.

Umutsuzluk sarıyor dört yandan.

Havf ve recanın ‘’Havf’’ olan yeri yani sadece korku kalıyor yüreğimizde.

Ben başka çıkış kapısı bulamadım. Başka da bir yol bilmiyorum şu kısacık ömürde.

Tevekkeltü Al'ALLAH.

Sibel HASKÖY

23.07.2020/12.31

 

 

 


22 Temmuz 2020 Çarşamba

Çocuk Cinsel İstismarında Cinsel Kimlik ve Mahremiyet Eğitiminde Rehberlik Öğretmenlerinin Rolü


BİÇİMSEL KISIM;

Çalışmanın Adı: Çocuk Cinsel İstismarında Cinsel Kimlik ve Mahremiyet Eğitiminde Rehberlik Öğretmenlerinin Rolü


Buraya tıklayarak makaleye ulaşabilirsiniz.

 


Çalışmanın Yazarı: Feyza ÜNAL


Yayın yılı: Haziran 2019


Sayfa Sayısı: 5- 89 arası (toplam 83 sayfa)

 


TANITIM KISMI;

Başlıkları: Kavramsal Açıdan Çocuk İhmal İstismarı ile Cinsel Eğitim ve Mahremiyet Eğitimi, Gereç ve Yöntem, Sonuç ve Öneriler, Kaynakça, Araştırma İzin Yazısı, Görüşme Formu, Görüşme Soruları, Özgeçmiş

Çalışma; Çocuk cinsel istismarında cinsel kimlik ve mahremiyet eğitiminde rehber öğretmenlerin rolünü konu almıştır.

Giriş bölümünde çalışmanın problemi, amacı, yöntemi ve önemi ile ilgili bilgiler vermiştir.

Kavramsal Açıdan Çocuk İhmal İstismarı ile Cinsel Eğitim ve Mahremiyet Eğitimi bölümünde öncelikle çocuk kavramı açıklanmış, ihmal ve istismarın tanımı yapılmış ve farkı ortaya konmuştur. İstismar çeşitlerinin neler olduğuna yer verilmiş; ailenin, çevrenin ve öğretmenlerin nelere dikkat etmesi gerektiğinden bahsedilmiş olup cinsel istismarın çocukta bıraktığı uzun dönem ve kısa dönem etkilerine de yer verilmiştir.

Türkiye’de ve dünyada çocuk istismarıyla ilgili araştırmalar aktarılmış ve istismarı önleme çalışmalarına değinilmiştir.

Cinsel Eğitim ve Mahremiyet eğitiminin ne kadar önemli olduğu ve ailelerin bilinçlendirilmesi gerektiğinin üzerinde önemle durulmuştur.

Gereç ve Yöntem bölümünde cinsel istismar, cinsel kimlik ve mahremiyet eğitimi gibi konularda rehber öğretmenlerin rolü anlatılmıştır. Rehber öğretmenlerin çocuk istismarı kavramı, çocuk istismarı ile ilgili düşünceleri, istismar türlerinin neler olduğu, istismara maruz kalan çocuklardaki özellikler, istismara maruz kalan çocukların neler düşündüğü ve bu konuda rehber öğretmenin ne yapması gerektiğinden bilgiler verilmiştir.

Çocuklarda mahremiyet eğitiminin ailede başladığı, öncelikle ailenin bilgilendirilmesi gerektiğinden daha sonra okullarda cinsel eğitim ve mahremiyet eğitimi ile ilgili neler yapıldığı anlatılmıştır.

Sonuç ve Öneriler bölümünde ise en çok karşılaşılan istismar türünün duygusal istismar olduğu genellikle ebeveynlerin çocuklarına bilinçsiz bir şekilde duygusal istismar uyguladığından bahsedilmiştir.

İstismar açısından en fazla risk grubunda olan çocukların tiplerinin kimler olduğu, istismara maruz kalan çocukların öncekinden farklı davranışlarını ve istismar sonrası nasıl değiştiklerini konu almıştır.

Teknolojinin de istismara kapı araladığı da gözler önüne serilmiştir.

 

KİŞİSEL DEĞERLENDİRME KISMI;

Bu çalışma bir öğretmen adayı olarak farkındalığımın artmasına sebep oldu. Bir öğretmen olarak her türlü çocuk ile gerek sosyal hayatta gerekse okul ortamında karşılaşacağımız yadsınamaz bir gerçektir. Bu yüzden bilinçli bir öğretmen öğrencisini tanımalı ona güven vermelidir. Öğretmenine güvenen öğrenci kendisini yalnız hissetmez.

Cinsel istismar konusu gerek medyada gerek sosyal hayatta gündemde olan bir konudur. Bu konuda ailelerin bilinçlendirilmesi önem arz eder. Duygusal, fiziksel veya cinsel istismar ailede baş gösterir. Genellikle rastlanılan duygusal istismardır. Ailesi tarafından duygusal yoksunluk içerisinde olan çocuklar fiziksel olarak iyi görünseler bile duygusal anlamda kendilerini yalnız hissederler. Güvenin temeli aile de atılır. Çocuk ailesine de güvenemez durumda olunca hayatında hiç kimseye güvenmek istemez ve başına gelen cinsel istismar vakasını kimseye anlatamaz ve devamlı kendisini suçlar. Kendisine ileri boyutta zararlar bile verebilir. Bu yüzden ailelerin farkındalığı arttırılmalıdır.

Mahremiyet eğitimi de ilk önce ailelere verilmelidir. Çünkü çocuğu topluma kazandıracak olan ya da toplumdan soyutlayacak olan ailelerdir.

Ne yazık ki her aile bilinçli değil. Çocuğunu ihmal eden ve istismar eden anne babalar da mevcut. Bu cümle beni düşündürdü bir anne baba nasıl olabilir de gözünden sakındığı çocuğunu istismar edebilir?

Parçalanmış ailelerde büyüyen çocuklar, ilgisiz, yetim, hatta engelli olan kız çocuklarının büyük risk grubu içerisinde olması gerçekten çok üzücü.

Makale rehber öğretmenlerinin çalışmalarını konu almakta. Çok faydalı bir makale olduğunu düşünüyorum.

Sadece rehber öğretmenlerinin değil bütün öğretmenlerin bu konulara dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hangi branşın öğretmeni olursa olsun öğrencisine güven vermeli ve öğrencisini tanımalı.

Bizler Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni olarak bu konulara daha da dikkat etmeliyiz. Güven, İslam dini denildiğinde akla ilk gelen kavramlardan birisidir.

Buraya tıklayarak makaleye ulaşabilirsiniz.

 

Sibel HASKÖY


21 Temmuz 2020 Salı

BİR ŞİİR…

                                         

Kapalı bir kutuda saklı yürek


Kilitlenmiş,


Biraz da şiirin kundağına sarılmış.


Kilidini açsan,


Dizelerle örtülü


Her harf ayrı kırgın


Okusan da anlaşılmaz,


İçine girmedikten sonra.


Aslında her yürek


Bir şiir,


Çok mânâlı…


Velhasıl;


Şiiri herkes anlamaz.


Sibel HASKÖY

08.07.2019/11.07

Şiirimi beğendiyseniz ana sayfada bulunan ''izle'' butonuna basmayı unutmayın 🌸

 


18 Temmuz 2020 Cumartesi

ESKİSİ GİBİ DEĞİL..


Hiçbir şey eskisi gibi değil artık...
Her şey o kadar hızlı değişiyor ki...
Yetişemiyorum artık değişenlere. 
Boğuluyorum sanki. 
Büyümek boğuyor beni...
Monoton, tekdüze devam ediyor hayat. Her gün aynı sanki.
Nerede hayaller, umutlar?
Meslek derdi, ev derdi, araba derdi, kariyer derdi... Ee sonra?
Dertlere bak!
Nerede hayaller, umutlar?
Toplumun bize dayattıkları çıkıyor hep karşıma. Dayatılanlar. 
Mideyi doyur, kalp aç kalsa da olur nasılsa!
Görüyoruz kalbini doyurmaktan aciz olanları!
Kalbi doymayanın gözü, gözü doymayanın da karnı doymuyor işte...
Hep daha iyisi hep daha yenisi. Hep bir hırs. Hep bir koşuşturmaca.
Niye, ne için?
Bunun için mi yaratıldık ki biz? 
Dünyaya bel bağlamak için mi?
Allah'ı unutmak için mi?
Önce nefsime bu sorular. İnşAllah kendi içimde verebilirim cevabını.
Duayla..
Sibel Hasköy 🌸
18.07.2020/16.35
( Fotoğraf alıntıdır)


17 Temmuz 2020 Cuma

TUTUNACAK DAL ARAR İNSAN...


Bazen tutunacak dal arar insan.


Tam tutunacakken 


Kırılır birden.


Öyle işte hayat.


Tutunmak ve tutunamamak


Ya da tutundum sanmak.


Kırılıp gidenlere tutunma umudu vardır


Bir yerlerde.


Kırılıp gideceğini bile bile…


‘’Batanları sevmem’’ der


Hazreti İbrahim,


Batmayan Güneş’i bulunca.


Hakikat dalına bağlanmayınca


Ne dal kalır ne umut,


Hep bir telaş


Hep bir korku…


Hakikat dalına bağlanınca,


Çiçeklenmeyen yer kalır mı ki?


Batanları sevmeyiz biz,


Tıpkı kırılanlara umut bağlamayacağımız gibi


Öğle öğrendik biz Yüce Kitabımızdan


Allah var,


Allah yar…

 

 Sibel HASKÖY

17.07.2020/12.40

(Fotoğraf alıntıdır.)


 

 

 

 

 

 


13 Temmuz 2020 Pazartesi

GÖRMEDİM, DUYMADIM, BİLMİYORUM!


                                        

Cahit Zarifoğlu’nun bir sözü var herkesin diline dolanan; Ben bu çağdan etimle, kemiğimle nefret ettim.’’

Anlaşılan hepimiz nefret ettik bu çağdan.

Elimizden bir şey gelmiyor. Ben ne yapabilirim ki deyip geziniyoruz ortalıkta. ‘’Sonra Rabbim bizi korusun’’

Allah korur kullarını. İnancımız sonsuz.

Ama şu var sen hiçbir şey yapma en ufak da olsa mücadele etme. Sonra bir şeyler bekle.

Önce elimizden geleni yapacağız. Sonra Allah’a tevekkül edeceğiz.

Ama biz deyim yerindeyse ‘’armut piş ağzıma düş’’ böyle yapıyoruz. Yapmamalıyız!

O kadar hazıra alışan bir toplum olduk ki...

Bir şeyleri kullanıyoruz ama o elimize gelen ne yoldan geliyor haberimiz bile yok.

Ekranlara bakıyoruz saçma sapan diziler, saçma sapan güldürü programları aile hayatımızın içine kadar giriyor. Sanki normalmiş gibi normalleştirilmeye çalışılıyor. Biz hâlâ uyuyoruz.

Biz burada gülerken kaç çocuk bir hiç uğruna işkencelere hatta dilimin bile varmadığı dehşet verici şeylere maruz kalıyor.

Hangimizin haberi var bunlardan. Sonra saçma sapan şeyleri dert diye kafamıza takıyoruz.

Hangi birimizin bunları duyduktan sonra uykusu kaçıyor=? Vicdanı sızlıyor?

 Sızlayan vicdanımızı da sosyal medyada beğenerek paylaşarak üstünü örtmeye çalışıyoruz. Tamam kardeşim, evet rahat artık vicdanımız. (!)

Elimizden gelmedi bir şey; paylaş sosyal medyada, beğen geç. Unut sonra…

Başkalarının çocukları acı çekiyor. Sırf başkasının çocuğu olduğu için çekmek zorunda değil mi (!)

Ruhumuz bile duymuyor.

Duymaz tabi süslü püslü dünyamızı böyle şeylerle karartmak işimize gelmiyor.

Sonra Allah bizi korur, değil mi!

Biz böyle devam edelim, en lüks şeyleri alalım gösterişin dibine vuralım.

Allah bizi korur!

Allah için bir şeyler yapmak zor gelsin. Allah için harcadıklarımız da aklımız kalsın.

Sonra Allah bizi korur!

Böyle devam edelim.

En lüks evler tutalım en lüks kıyafetler alalım en lüks bayb shower yapalım. En lüks düğünler yapalım, en lüks takılar takalım…

Sonra Allah bizi korur!

Biz böyle kapitalist sistemle gözlerimize set çektikçe o çocukların ne çığlını duyarız, ne işkencelerini görürüz.

Sonra görmedim, duymadım, bilmiyorum.

O canilerden ne farkımız kaldı!

Böyle devam edelim(!)

Bunların hepsinin hesabı bir bir sorulacak. Zerre iyiliğin zerre kötülüğün hesabı sorulacak.

Nasıl hesap veririz, nasıl bu çocukların vebalini öderiz bilmiyorum.

Yastığa rahat koyduğumuz başımızın hesabını bir bir vereceğiz.

Uykumuzun kaçmadığı ümmetin derdiyle dertlenmediğimiz her günün hesabını bir bir vereceğiz.

Ben bu çağdan ve kendimden nefret ettim…

Sibel HASKÖY

13.07.2020/14.08

 

 

 

 

 


 

 


12 Temmuz 2020 Pazar

DİZELERİM


Penceremin arkasındaki


Saksıya ektim dizelerimi


Büyümeye başlamışlar bile


Mâlum dışarısı pek


Güvenilir değil


Hep der ya ebeveynler;


Sana güveniyorum


Ama çevreye güvenmiyorum diye,


Ben de güvenmiyorum artık çevreye.


Sînede kalsın bazı şeyler.


Sibel HASKÖY

20.10.2018/09.22

(Fotoğraf alıntıdır)

10 Temmuz 2020 Cuma

SUS VE YAZ


Etrafı tuğlayla örülü


İnsan yığınlarından


Uzaklaş dedi,


İçimden bir ses.


Duaya ve şiire yakınlaş


Ve hep duaya.


Ne kadar dost olur ki insandan


Şiire sarıl hep


Günahıyla, sevabıyla


Sus ve yaz.


Sus,


Yaz.


Sibel HASKÖY

15.08.2018/23.39


8 Temmuz 2020 Çarşamba

ALLAH’A MI İNANIYORSUN YOKSA BÜYÜYE Mİ?



Bugün saçma bir şey duydum. Çok af edersiniz ‘’kişi kendi idrarını içerse büyü tutmazmış.’’

Ne kadar saçma bir cümle.

Ne ayete ne hadise ne de bilimsel verilere dayanıyor bu söz.

Evet büyünün olduğunu biliyoruz.

Biz şuna inanmalıyız ki Allah-u Teala büyüden de büyüktür.

Şu kâinatı yaratan Allah’tır.

Haşa ne saçmalıktır ki insanlar büyüyü Allah’tan daha büyük görüyor.

Bu bir nevi şirktir. Kendimize gelelim.

Ayete’l Kürsi, Felak, Nas surelerini anlamıyla öğrenmezsek bâtıla meyleder, bâtıla inanarak hayat süreriz.

Biz Allah’ın Hayy (ezeli ve ebedi diri olan, uyuklama yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan) 

Kayyum (Her şeyin varlığı kendisine bağlı olan, kâinatı idare eden) olduğunu biliyoruz ve öyle inanıyoruz.

Allah-u Teala her şeyi bilir, her şeyi, duyar, her şeyden de haberdardır. Öyle buyurur bize Kuran-‘ı Kerim’de. Hatta bir söz vardır; ‘’karanlık gecede kara karıncayı gören Rabbim…’’ diye.

Allah aşkına batıl şeyleri Alla-u Teala’dan üstün tutmayalım.

Allah’a inanalım. Allah’a güvenelim.

Allah’ın rızasına uygun yaşamaya bakalım. Allah’ın seveceği davranışlarda bulunalım.

Merek etmeyin, biz ALLAH YOLUNDA olursak Allah bizi korur.

Ey insan sen Allah’ı ne zaman hatırladığına bak. Allah seni hiç unutmadı.

Ayete’l Kürsi için bakınız.

Felak Suresi için bakınız.

NasSuresi için bakınız.

Sibel HASKÖY

08.07.2020/18.54

Görüş, yorum ve önerileriniz benim için değerlidir.


7 Temmuz 2020 Salı

KENDİNDEN KAÇMAK


Uzaklaşmak istiyor bazen insan


İnsanlardan, betonlardan


Ve bu hayattan


Gitse de gidemiyor.


Çünkü insan,


Kendinden kaçmak istiyor


Gafletten, günahlardan


Tövbeyi unuttuğundan.


Güzel günlere inancımız sonsuz


Ümitvâri olmalı insan


Allah var,


Allah’a olan inancımız var.


Kapısı kapanmayan dua var.


Duayla…


Sibel HASKÖY

05.02.2017/18.43


3 Temmuz 2020 Cuma

GEÇER Mİ Kİ ZAMANLA?

                           

İnsanın kendisine bile itiraf edemedikleri vardır 


Bir yerlerde.


Ya da itiraf etmekten korktukları.


Geçiştirir hep geçecek sandıklarını.


Geçer mi ki geçiştirmekle?


Ya da geçer mi ki zamanla?


Zamanla da geçmiyor aslında 


Zamanı Yaratan’ı unuttuktan sonra.


Yanlış şemsiyenin altına sığınıyor işte bazen yürek.


Yanlışa kör oluyor gözler.


 Bazen bile bile bazen bilmeden…


Sibel HASKÖY

03.07.2020/13.34

(Fotoğraf alıntıdır.)

 

 

 

 

 

 

 


2 Temmuz 2020 Perşembe

BEN BÖYLEYİM


Duvardan kuşlar var içimde


Sükuttan kafeste.


Bir gün,


Uçmak için heyecanlanan


Bir gün,


Gömülmek için sabırsızlanan


Yıkamam duvarlarımı


Canı yanar kuşlarımın


Açamam da sükutu


Ben böyleyim artık.


Şiirden kuşlar ören


Soğuk bir duvarım işte.


Sibel HASKÖY

14.03.2018/21.15

(Fotoğraf alıntıdır.)🌸
(Bu şiirimi beğendiysen ana sayfada bulunan ''izle'' butonuna basmayı unutma  😊🙏)

1 Temmuz 2020 Çarşamba

TERK EDİYOR BENİ…


Bir yanım hâlâ küçük bir çocuk.


Her şeye inanan,


Sabırdan yoksun.


Ve ben büyüyorum!


Çocuk olan yanım da büyüyor


Kartopu oynamayı seven o çocuk,


Benden gidiyor.


Sonra hayat,


Kardan insanlar yerine


Kalpleri çamura batmış


İnsanlarla karşılaştırıyor beni.


Bana da bulaşıyor çamurdan izler.


İçimdeki çocuk terk ediyor beni,


Bense izliyorum,


Saflık gidiyor


Masumiyet gidiyor.


Sadece izliyorum.


Sibel HASKÖY

03.01.2019/18.23

Şiirimi beğendiyseniz ana sayfada bulunan ''izle'' butonuna basmayı unutmayın. 🙏🌸

(Fotoğraf alıntıdır.)

 

  ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...