29 Temmuz 2020 Çarşamba
NERESİ MEÇHUL?
23 Temmuz 2020 Perşembe
BU ASIRDA ÇIKIŞ NERESİ?
Umudumu yitiriyorum
bazen hayata karşı.
Bazen o
kadar korkuyorum ki, vahşi hayvanlara vahşi deriz ya insanlar onlardan da daha
vahşi olabiliyor.
İradesi
varken niye bu vahşilik?
Bütün
insanlığın utancını taşıyormuş gibi hissediyor bazen yüreğim.
Hayata karşı
yorgunluk başlıyor. Ne yapacağım, çıkmazına giriyorum. Bir daha çıkış bulamıyorum.
Hayat
sadece ye, iç, gez, yat, kelimelerinden ibaret değil ki…
Onun
yaptığı beni bağlamaz demek değil ki hayat.
Hepimizin
bir sıfatı var şu hayatta; anne, baba, abla, ağabey, kardeş, evlat, öğretmen,
doktor, amca, teyze, avukat vs…
Herkesle
bir bağımız var sonuçta. Hadi soyutla soyutlayabilirsen kendini.
Kim ister
ki sevdiklerine zarar gelsin?
Bu asır
korkutuyor beni.
Korkakça
kabuğuma da sığınacak değilim ki düşünceleri meşgul etmeye başladı kalbimi.
Gelmiş
geçmiş bütün topluluklarda kötü insanlar vardı. Ve hep var olacak.
Kötülüğü önleyemeyiz
belki iyilikleri çoğaltabiliriz.
Biz
Muhammed’ül Emin’in ümmetiyiz.
O Mekke
topluluklarında her türlü kötülüğün had safhada yaşandığı bir topluma geldi. Ve
‘’Emin’’ olarak ‘’güvenilir’’ olarak yaşadı.
Aklıma
gelen bir peygamber de Hz Musa.
Firavun
bütün erkek çocuklarını öldürün emrini verdi.
Allah
izin vermedi bir Musa peygamber yetişti.
Hz İbrahim.
Zalimlerin
kızgın ateşi, Allah-u Teala; ‘’ Ey ateş! İbrahim’e karşı soğuk, serin ve selamet
ol, dedik.’’ buyurdu ve serin oldu.
Allah-u
Teala izin vermedi.
Çıkardığım
sonuç şu ki; Her devirde kötüler var ve bu devirde de olacak. Bir peygamber
değiliz evet. Ama ‘’Emin’’ olan bir Peygamber’in (s.a.v) ümmetiyiz.
Kendimizi böyle vasıflandırabiliyorsak. O
zaman güvenilirliği de temsil ediyoruz demektir.
Önce biz
kendimizi yetiştirmekle başlayacağız bu işe.
Gerisini
Allah’a bırakacağız.
Eğer hakikatin
yoluna çıkmıyorsa düşünceler o zaman bir boşluk çıkıyor ve dolmuyor.
Umutsuzluk
sarıyor dört yandan.
Havf ve
recanın ‘’Havf’’ olan yeri yani sadece korku kalıyor yüreğimizde.
Ben başka
çıkış kapısı bulamadım. Başka da bir yol bilmiyorum şu kısacık ömürde.
Tevekkeltü
Al'ALLAH.
Sibel
HASKÖY
23.07.2020/12.31
22 Temmuz 2020 Çarşamba
Çocuk Cinsel İstismarında Cinsel Kimlik ve Mahremiyet Eğitiminde Rehberlik Öğretmenlerinin Rolü

BİÇİMSEL KISIM;
Çalışmanın Adı: Çocuk Cinsel İstismarında Cinsel Kimlik ve Mahremiyet Eğitiminde Rehberlik Öğretmenlerinin Rolü
Buraya tıklayarak makaleye ulaşabilirsiniz.
Çalışmanın Yazarı: Feyza ÜNAL
Yayın yılı: Haziran 2019
Sayfa Sayısı: 5- 89 arası (toplam 83 sayfa)
TANITIM KISMI;
Başlıkları: Kavramsal Açıdan Çocuk
İhmal İstismarı ile Cinsel Eğitim ve Mahremiyet Eğitimi, Gereç ve Yöntem, Sonuç
ve Öneriler, Kaynakça, Araştırma İzin Yazısı, Görüşme Formu, Görüşme Soruları,
Özgeçmiş
Çalışma; Çocuk
cinsel istismarında cinsel kimlik ve mahremiyet eğitiminde rehber öğretmenlerin
rolünü konu almıştır.
Giriş bölümünde
çalışmanın problemi, amacı, yöntemi ve önemi ile ilgili bilgiler vermiştir.
Kavramsal Açıdan Çocuk İhmal İstismarı ile
Cinsel Eğitim ve Mahremiyet Eğitimi bölümünde
öncelikle çocuk kavramı açıklanmış, ihmal ve istismarın tanımı yapılmış ve
farkı ortaya konmuştur. İstismar çeşitlerinin neler olduğuna yer verilmiş;
ailenin, çevrenin ve öğretmenlerin nelere dikkat etmesi gerektiğinden bahsedilmiş
olup cinsel istismarın çocukta bıraktığı uzun dönem ve kısa dönem etkilerine de
yer verilmiştir.
Türkiye’de ve dünyada çocuk istismarıyla
ilgili araştırmalar aktarılmış ve istismarı önleme çalışmalarına değinilmiştir.
Cinsel Eğitim ve Mahremiyet eğitiminin ne
kadar önemli olduğu ve ailelerin bilinçlendirilmesi gerektiğinin üzerinde
önemle durulmuştur.
Gereç ve Yöntem bölümünde
cinsel istismar, cinsel kimlik ve mahremiyet eğitimi gibi konularda rehber
öğretmenlerin rolü anlatılmıştır. Rehber öğretmenlerin çocuk istismarı kavramı,
çocuk istismarı ile ilgili düşünceleri, istismar türlerinin neler olduğu,
istismara maruz kalan çocuklardaki özellikler, istismara maruz kalan çocukların
neler düşündüğü ve bu konuda rehber öğretmenin ne yapması gerektiğinden
bilgiler verilmiştir.
Çocuklarda mahremiyet eğitiminin ailede
başladığı, öncelikle ailenin bilgilendirilmesi gerektiğinden daha sonra
okullarda cinsel eğitim ve mahremiyet eğitimi ile ilgili neler yapıldığı
anlatılmıştır.
Sonuç ve Öneriler
bölümünde ise en çok karşılaşılan istismar türünün duygusal istismar olduğu genellikle
ebeveynlerin çocuklarına bilinçsiz bir şekilde duygusal istismar uyguladığından
bahsedilmiştir.
İstismar açısından en fazla risk grubunda
olan çocukların tiplerinin kimler olduğu, istismara maruz kalan çocukların
öncekinden farklı davranışlarını ve istismar sonrası nasıl değiştiklerini konu
almıştır.
Teknolojinin de istismara kapı araladığı da
gözler önüne serilmiştir.
KİŞİSEL DEĞERLENDİRME KISMI;
Bu çalışma bir öğretmen adayı olarak farkındalığımın
artmasına sebep oldu. Bir öğretmen olarak her türlü çocuk ile gerek sosyal
hayatta gerekse okul ortamında karşılaşacağımız yadsınamaz bir gerçektir. Bu
yüzden bilinçli bir öğretmen öğrencisini tanımalı ona güven vermelidir. Öğretmenine
güvenen öğrenci kendisini yalnız hissetmez.
Cinsel istismar konusu gerek medyada gerek
sosyal hayatta gündemde olan bir konudur. Bu konuda ailelerin
bilinçlendirilmesi önem arz eder. Duygusal, fiziksel veya cinsel istismar
ailede baş gösterir. Genellikle rastlanılan duygusal istismardır. Ailesi
tarafından duygusal yoksunluk içerisinde olan çocuklar fiziksel olarak iyi
görünseler bile duygusal anlamda kendilerini yalnız hissederler. Güvenin temeli
aile de atılır. Çocuk ailesine de güvenemez durumda olunca hayatında hiç
kimseye güvenmek istemez ve başına gelen cinsel istismar vakasını kimseye
anlatamaz ve devamlı kendisini suçlar. Kendisine ileri boyutta zararlar bile
verebilir. Bu yüzden ailelerin farkındalığı arttırılmalıdır.
Mahremiyet eğitimi de ilk önce ailelere
verilmelidir. Çünkü çocuğu topluma kazandıracak olan ya da toplumdan
soyutlayacak olan ailelerdir.
Ne yazık ki her aile bilinçli değil. Çocuğunu
ihmal eden ve istismar eden anne babalar da mevcut. Bu cümle beni düşündürdü
bir anne baba nasıl olabilir de gözünden sakındığı çocuğunu istismar edebilir?
Parçalanmış ailelerde büyüyen çocuklar,
ilgisiz, yetim, hatta engelli olan kız çocuklarının büyük risk grubu içerisinde
olması gerçekten çok üzücü.
Makale rehber öğretmenlerinin çalışmalarını
konu almakta. Çok faydalı bir makale olduğunu düşünüyorum.
Sadece rehber öğretmenlerinin değil bütün
öğretmenlerin bu konulara dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hangi branşın
öğretmeni olursa olsun öğrencisine güven vermeli ve öğrencisini tanımalı.
Bizler Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi
öğretmeni olarak bu konulara daha da dikkat etmeliyiz. Güven, İslam dini
denildiğinde akla ilk gelen kavramlardan birisidir.
Buraya tıklayarak makaleye ulaşabilirsiniz.
Sibel HASKÖY
21 Temmuz 2020 Salı
BİR ŞİİR…
Kapalı bir kutuda
saklı yürek
Kilitlenmiş,
Biraz da şiirin
kundağına sarılmış.
Kilidini açsan,
Dizelerle örtülü
Her harf ayrı
kırgın
Okusan da
anlaşılmaz,
İçine girmedikten
sonra.
Aslında her yürek
Bir şiir,
Çok mânâlı…
Velhasıl;
Şiiri herkes anlamaz.
Sibel HASKÖY
08.07.2019/11.07
Şiirimi beğendiyseniz ana sayfada bulunan ''izle'' butonuna basmayı unutmayın 🌸
18 Temmuz 2020 Cumartesi
ESKİSİ GİBİ DEĞİL..
17 Temmuz 2020 Cuma
TUTUNACAK DAL ARAR İNSAN...
Bazen
tutunacak dal arar insan.
Tam tutunacakken
Kırılır birden.
Öyle işte
hayat.
Tutunmak
ve tutunamamak
Ya da
tutundum sanmak.
Kırılıp
gidenlere tutunma umudu vardır
Bir
yerlerde.
Kırılıp gideceğini
bile bile…
‘’Batanları
sevmem’’ der
Hazreti
İbrahim,
Batmayan
Güneş’i bulunca.
Hakikat dalına
bağlanmayınca
Ne dal
kalır ne umut,
Hep bir
telaş
Hep bir
korku…
Hakikat
dalına bağlanınca,
Çiçeklenmeyen
yer kalır mı ki?
Batanları
sevmeyiz biz,
Tıpkı
kırılanlara umut bağlamayacağımız gibi
Öğle öğrendik
biz Yüce Kitabımızdan
Allah var,
Allah yar…
Sibel HASKÖY
17.07.2020/12.40
(Fotoğraf alıntıdır.)
13 Temmuz 2020 Pazartesi
GÖRMEDİM, DUYMADIM, BİLMİYORUM!
Cahit Zarifoğlu’nun bir sözü var herkesin diline dolanan; Ben bu çağdan etimle, kemiğimle nefret ettim.’’
Anlaşılan
hepimiz nefret ettik bu çağdan.
Elimizden bir şey gelmiyor. Ben ne yapabilirim ki deyip geziniyoruz ortalıkta. ‘’Sonra Rabbim bizi korusun’’
Allah
korur kullarını. İnancımız sonsuz.
Ama
şu var sen hiçbir şey yapma en ufak da olsa mücadele etme. Sonra bir şeyler
bekle.
Önce
elimizden geleni yapacağız. Sonra Allah’a tevekkül edeceğiz.
Ama
biz deyim yerindeyse ‘’armut piş ağzıma düş’’ böyle yapıyoruz. Yapmamalıyız!
O
kadar hazıra alışan bir toplum olduk ki...
Bir
şeyleri kullanıyoruz ama o elimize gelen ne yoldan geliyor haberimiz bile yok.
Ekranlara bakıyoruz saçma sapan diziler, saçma sapan güldürü programları aile hayatımızın içine kadar giriyor. Sanki normalmiş gibi normalleştirilmeye çalışılıyor. Biz hâlâ uyuyoruz.
Biz
burada gülerken kaç çocuk bir hiç uğruna işkencelere hatta dilimin bile
varmadığı dehşet verici şeylere maruz kalıyor.
Hangimizin
haberi var bunlardan. Sonra saçma sapan şeyleri dert diye kafamıza takıyoruz.
Hangi birimizin bunları duyduktan sonra uykusu kaçıyor=? Vicdanı sızlıyor?
Sızlayan vicdanımızı da sosyal medyada
beğenerek paylaşarak üstünü örtmeye çalışıyoruz. Tamam kardeşim, evet rahat artık
vicdanımız. (!)
Elimizden
gelmedi bir şey; paylaş sosyal medyada, beğen geç. Unut sonra…
Başkalarının
çocukları acı çekiyor. Sırf başkasının çocuğu olduğu için çekmek zorunda değil mi
(!)
Ruhumuz
bile duymuyor.
Duymaz
tabi süslü püslü dünyamızı böyle şeylerle karartmak işimize gelmiyor.
Sonra
Allah bizi korur, değil mi!
Biz
böyle devam edelim, en lüks şeyleri alalım gösterişin dibine vuralım.
Allah
bizi korur!
Allah
için bir şeyler yapmak zor gelsin. Allah için harcadıklarımız da aklımız kalsın.
Sonra
Allah bizi korur!
Böyle
devam edelim.
En
lüks evler tutalım en lüks kıyafetler alalım en lüks bayb shower yapalım. En
lüks düğünler yapalım, en lüks takılar takalım…
Sonra
Allah bizi korur!
Biz
böyle kapitalist sistemle gözlerimize set çektikçe o çocukların ne çığlını
duyarız, ne işkencelerini görürüz.
Sonra
görmedim, duymadım, bilmiyorum.
O
canilerden ne farkımız kaldı!
Böyle
devam edelim(!)
Bunların
hepsinin hesabı bir bir sorulacak. Zerre iyiliğin zerre kötülüğün hesabı
sorulacak.
Nasıl
hesap veririz, nasıl bu çocukların vebalini öderiz bilmiyorum.
Yastığa
rahat koyduğumuz başımızın hesabını bir bir vereceğiz.
Uykumuzun
kaçmadığı ümmetin derdiyle dertlenmediğimiz her günün hesabını bir bir
vereceğiz.
Ben
bu çağdan ve kendimden nefret ettim…
Sibel
HASKÖY
13.07.2020/14.08
12 Temmuz 2020 Pazar
DİZELERİM
Penceremin arkasındaki
Saksıya ektim dizelerimi
Büyümeye başlamışlar bile
Mâlum dışarısı pek
Güvenilir değil
Hep der ya ebeveynler;
Sana güveniyorum
Ama çevreye güvenmiyorum diye,
Ben de güvenmiyorum artık çevreye.
Sînede kalsın bazı şeyler.
Sibel HASKÖY
20.10.2018/09.22
(Fotoğraf alıntıdır)
10 Temmuz 2020 Cuma
SUS VE YAZ
Etrafı
tuğlayla örülü
İnsan
yığınlarından
Uzaklaş dedi,
İçimden bir
ses.
Duaya ve şiire yakınlaş
Ve hep
duaya.
Ne kadar
dost olur ki insandan
Şiire
sarıl hep
Günahıyla,
sevabıyla
Sus ve
yaz.
Sus,
Yaz.
Sibel
HASKÖY
15.08.2018/23.39
8 Temmuz 2020 Çarşamba
ALLAH’A MI İNANIYORSUN YOKSA BÜYÜYE Mİ?
Bugün saçma
bir şey duydum. Çok af edersiniz ‘’kişi kendi idrarını içerse büyü tutmazmış.’’
Ne kadar
saçma bir cümle.
Ne ayete
ne hadise ne de bilimsel verilere dayanıyor bu söz.
Evet
büyünün olduğunu biliyoruz.
Biz şuna
inanmalıyız ki Allah-u Teala büyüden de büyüktür.
Şu kâinatı
yaratan Allah’tır.
Haşa ne
saçmalıktır ki insanlar büyüyü Allah’tan daha büyük görüyor.
Bu bir
nevi şirktir. Kendimize gelelim.
Ayete’l Kürsi,
Felak, Nas surelerini anlamıyla öğrenmezsek bâtıla meyleder, bâtıla inanarak
hayat süreriz.
Biz Allah’ın Hayy (ezeli ve ebedi diri olan, uyuklama yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan)
Kayyum (Her şeyin varlığı kendisine bağlı
olan, kâinatı idare eden) olduğunu biliyoruz ve öyle inanıyoruz.
Allah-u
Teala her şeyi bilir, her şeyi, duyar, her şeyden de haberdardır. Öyle buyurur
bize Kuran-‘ı Kerim’de. Hatta bir söz vardır; ‘’karanlık gecede kara karıncayı
gören Rabbim…’’ diye.
Allah
aşkına batıl şeyleri Alla-u Teala’dan üstün tutmayalım.
Allah’a
inanalım. Allah’a güvenelim.
Allah’ın
rızasına uygun yaşamaya bakalım. Allah’ın seveceği davranışlarda bulunalım.
Merek
etmeyin, biz ALLAH YOLUNDA olursak Allah bizi korur.
Ey insan
sen Allah’ı ne zaman hatırladığına bak. Allah seni hiç unutmadı.
Sibel
HASKÖY
08.07.2020/18.54
Görüş,
yorum ve önerileriniz benim için değerlidir.
7 Temmuz 2020 Salı
KENDİNDEN KAÇMAK
Uzaklaşmak
istiyor bazen insan
İnsanlardan,
betonlardan
Ve bu
hayattan
Gitse de
gidemiyor.
Çünkü
insan,
Kendinden
kaçmak istiyor
Gafletten,
günahlardan
Tövbeyi
unuttuğundan.
Güzel
günlere inancımız sonsuz
Ümitvâri
olmalı insan
Allah
var,
Allah’a
olan inancımız var.
Kapısı
kapanmayan dua var.
Duayla…
Sibel HASKÖY
05.02.2017/18.43
3 Temmuz 2020 Cuma
GEÇER Mİ Kİ ZAMANLA?

İnsanın kendisine bile itiraf edemedikleri vardır
Bir yerlerde.
Ya da itiraf etmekten korktukları.
Geçiştirir
hep geçecek sandıklarını.
Geçer mi
ki geçiştirmekle?
Ya da
geçer mi ki zamanla?
Zamanla da geçmiyor aslında
Zamanı Yaratan’ı unuttuktan sonra.
Yanlış
şemsiyenin altına sığınıyor işte bazen yürek.
Yanlışa kör oluyor gözler.
Bazen bile bile bazen bilmeden…
Sibel HASKÖY
03.07.2020/13.34
(Fotoğraf alıntıdır.)
2 Temmuz 2020 Perşembe
BEN BÖYLEYİM
Duvardan
kuşlar var içimde
Sükuttan
kafeste.
Bir gün,
Uçmak
için heyecanlanan
Bir gün,
Gömülmek
için sabırsızlanan
Yıkamam
duvarlarımı
Canı yanar
kuşlarımın
Açamam da
sükutu
Ben
böyleyim artık.
Şiirden
kuşlar ören
Soğuk bir
duvarım işte.
Sibel
HASKÖY
14.03.2018/21.15
1 Temmuz 2020 Çarşamba
TERK EDİYOR BENİ…
Bir yanım hâlâ küçük
bir çocuk.
Her şeye inanan,
Sabırdan yoksun.
Ve ben büyüyorum!
Çocuk olan yanım
da büyüyor
Kartopu oynamayı
seven o çocuk,
Benden gidiyor.
Sonra hayat,
Kardan insanlar
yerine
Kalpleri çamura
batmış
İnsanlarla
karşılaştırıyor beni.
Bana da bulaşıyor
çamurdan izler.
İçimdeki çocuk
terk ediyor beni,
Bense izliyorum,
Saflık gidiyor
Masumiyet gidiyor.
Sadece izliyorum.
Sibel HASKÖY
03.01.2019/18.23
Şiirimi beğendiyseniz ana sayfada bulunan ''izle'' butonuna basmayı unutmayın. 🙏🌸
ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...











