25 Kasım 2020 Çarşamba

GÖNÜL IRAMIŞ...🍂

 


Sıkıştım zamanın kalburunda


Ne ileri ne geri sanki


Şair diyor ya;


Ne içindeyim zamanın


Ne de büsbütün dışında"


Tam da öyle bir şey.


Kaplumbağalar bir bir geçmiş


Günlerin kamburundan


Sıkışmış kalmış bazı şeyler,


Tıklım tıklım dolmuş içi


Oysa dışarıdan boş gözükürken.


Hislerin sandığı kilitlenmiş gibi bir his,


Üzerine ne varsa yığılmış gibi.


İstesem de ulaşmak güç.


İsteyen kim ki?


Gönülden her uzak olan


Gözden de mi uzak olur?


Göze yakın çok insan var 


Gönüle ırak.


Gönül ıramış aslında insanlardan


Özenmiş içinde bulunan mevsime


Soğumuş, soğutulmuş...


Soğumaya yüz tutmuş belki de


Sıcakkanlılığı israf edilenler.


Sibel HASKÖY 🍂

23.28/24.11.2020













 


15 Kasım 2020 Pazar

KALBİMİZE İŞLESİN…🌺

 




Biraz önce beni etkileyen bir video gördüm. Gerçekten o kadar etkilendim ki. Kimilerine saçma gelebilir ama benim yüreğim sızladı.

Alkollü bir mekana hocalar gidiyorlar o insanlara dua ediyorlar, Allah’ın ayetlerini anlatıyorlar.

Ne güzel bir dine sahibiz çok şükür. Bunu tekrar hatırladım. Kimseyi ayırmıyor, kimseyi yargılamıyor. Sen böylesin diyerek kimseyi dışlamıyor.

İslam sadece hocaların dini mi, sorusu yukarıda geçen olayla cevaplanmış oluyor.

İslam dininden olmayanları dışlama, yargılama hakkına sahip olduğumuzu düşünüyoruz ya da Müslüman olup Allah’ın emirlerini yerine getiremeyen yahut eksik yapanları yargılama potansiyelini kendimizde buluyoruz ya bazen.

Sahi bize bu yetkiyi kim veriyor?

Biz ne kadar doğruyuz, biz ne kadar verilen emirlere sadık insanlarız, soruları azıcık yüreğimizi kurcalasın.

Kabuğumuza çekildiğimiz her an sorumluyuz. Biliyoruz, bildiklerimizi anlatmadıklarımızdan da her an sorumluyuz.

Yüreği güzel ne insanlar var.

Bizler hep bilen insanlara bildiklerimizi anlatıyoruz. Hakikatleri bilmeyen o kadar insan var ki…

Allah’ın rahmetinden habersiz öyle insanlar var ki….

Peygamberimiz (sav.) Allah’ın merhametinin çokluğunu şöyle ifade etmiştir:
“Allah, rahmeti yüz parça yapmış, bunun doksan dokuzunu kendisinde tutmuş, bir parçasını yeryüzüne indirmiştir. Bu bir parça rahmet sebebiyle yaratıklar birbirlerine merhamet ediyorlar. 0 kadar ki hayvanlar, yavrularına zarar verir korkusuyla ayaklarını kaldırmaktadırlar" (Müslim, Tevbe, 17, 19, İli, 2108-, Buhârî, Edeb, 19, VII, 75).

Kalbimize işlenmesi gereken bir hadis daha var;

 “Rahmetim gazabımı geçti’’ (Müslim, Tevbe, 14-16) buyurulur.

Kalplerimize işlesin bu hadis.

Çamura bir altın düşse onu yıkamadan altın olduğunu anlayamayız değil mi? Oysa yıkayınca ne kadar kıymetli olduğunu görürüz.

İşte her birimiz böyleyiz aslında Allah katında. Çamurlanıp çamurlanmamak bizim elimizde!

Çamurlanırız ama bizim tövbe suyumuz var, kirlerden bizi arındıracak.

“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!” der Mevlana Hazretleri.

Kapı açık biz vurmayı bilmiyoruz. Ne zaman öğreneceğiz?

Allah’ın rahmeti bereketi hepimizin üzerine olsun.

Saygılarımla.

Sibel HASKÖY

15.11.2020/16.31

(Fotoğraf Alıntıdır.)

 

4 Kasım 2020 Çarşamba

KALBİNİN ENKAZINDA KALAN OKUMASIN⛔

 

Komşusu açken tok yatan bizden değildir, buyurur Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şerifinde. (

Hakim, Müstedrek, 4/183, no: 7307) 

Anlamak isteyene tabi ki. 

Görüyoruz ki sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri insanlar devamlı yediklerini içtiklerini paylaşıyorlar. Hani nerede kaldı yukarıda yazdığım hadis?

Biz toksak sıkıntı yok zaten. Bize ne aç yatandan değil mi(!) Ben yemeğimi yapar maharetimi gösteririm boy boy, sonra da Allah kabul etsin yazarım!

Ellerimizi vicdanımıza koyalım Allah böyle bir şeyi kabul eder mi, Allah aşkına? Allah-u Teala böyle bir şeye razı olsa orucu farz kılmazdı, ayetlerinin çoğunda gösterişten uzak durun mesajını bizlere vermezdi. İşte Allah'a karşı gelmek burada başlıyor bence.

Aman sen de ne yaptın altı üstü bir yiyecek fotosu paylaştım ne olacak ki?

Hastası var yaşlısı var hamilesi var, çocuğu var, ekonomik sıkıntısı olan var... Var da var...

Su süreçte yapmayalım hastalık aldı başını gidiyor. Kiminin ekonomik sıkıntısı var işinden ayrılmak zorunda, kimisi hasta, kimi karantinada.

Hadi şu hastalığı da geçtim şu zor günlerde yapmayalım insanlar enkaz altında enkaz! Saatlerce aç susuz karanlık ortamda çaresizce bekleyen insanlar var. Biraz fedakarlık yapalım çok mu? Mutluysak evimizde yaşayalım. Lüks şeyler yiyeceksek evimizde yiyelim, ama paylaşmayalım. Acıları paylaşalım, duyguları paylaşalım. İlk hikayede duyar kasıp ikinci hikayede tutarsız davranıyorsak kendimizi sorgulayalım. Geçenlerde bir yazı gördüm şöyle diyordu; "Siz önce kalbinizin enkazında kalmış vicdanınızı kurtarın" vicdanlarımızı kurtaralım!

Saygılarımla.

Sibel HASKÖY

04.10.2020/00.08

3 Kasım 2020 Salı

RUHUN ŞİFASI; ÇİÇEKLİ ÇANTA! 🌺

 


Bismillah…🍂

Dünya hayatı gelip geçici…

Hala bilmezmiş gibi yaşıyoruz bu hayatta.

Her canlı ölümü tadacak (Ankebut 57), Biz Allah´a aitiz ve sonunda O´na döneceğiz (Bakara 156), dönüş yalnızca O’nadır (Tegabün 3) (Nur 42) ayetlerini neredeyse çoğumuz biliyoruz.

Biliyoruz bilmesine de bilmek fiile dönüşemedikten sonra bilmenin ne manası var ki?

Kimimiz çiçekli çantaların içine hapsediyor Kuran’ı Kerim’i. Sonra duvardaki çiviye asıyor süs gibi. Kimimizse kalbinin tozlu raflarına kaldırıyor Allah’ın ayetlerini.

Kuran’ı Kerim duvarlarımızı süslesin diye mi indi yoksa ruhumuzu süslesin diye mi?

Ruhumuzun şifasını çiçekli çantaya hapsetmeyelim!

Kur’an bizlere yol göstericidir, rehberdir. Peki biz yolumuzu neden bulamıyoruz? Sorusunu nefsime sormadan edemiyorum.

Yol sahibi bu dünya yolunu bizlere tanıtırken bizim, yoldan çıkmamız ne kadar tuhaf.

Süs olarak kaldırdığımız Kur’anlarımızı indirsek de kalbimiz süslense keşke. Kiri, pası, tozu silinse keşke…

Gün olur duvara çakılan o çivi gibi ölüm de bedenimize çakılıverir. İşte o gün geri dönüş yok.

Şu an yaşıyoruz, nefes alıyoruz çok şükür umut var demek ki. Hataları telafi edecek vaktimiz var demek ki. Nefes alıp verecek kadar nasibimiz var, önemli olan bu nefesi neye harcadığımız.

Vakit, geçici olanı unutup ‘’Ebedi’’ olanı hatırlama vakti.

Allah-u Teala En’am Suresi 32. Ayette; Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz? buyurmaktadır.

Allah-u Teala’nın razı olduğu kullardan olabilme duasıyla.

Sibel HASKÖY

03.11.2020/18.23

 

 

 

  ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...