30 Mart 2021 Salı

ÖĞRETMEN OLABİLMEK🌸

 



Hayatta insan kendisine sözler verir ve çok az insan kendisine verdiği sözleri tutmak için mücadele eder. Benim de kendime verdiğim en büyük söz ‘’öğretmen olmak’’. Öğretmen olabilmek…

Ben kendimi bildim bileli öğretmen olmayı istedim. Sanırım 7 yaşlarında kendimi bilmişim. Kendimce hayali öğrencilerim vardı benim 😊 Bu hayal biraz daha gerçeğe yaklaşıyor şimdi.

İlkokulda çok iyi hatırlıyorum öğretmenimden korkuyordum ben. Şimdiki gibi değildi bizim zamanımızda. Öğrenci bir şeyi bilemeyince ‘’vur öğrenciye bir tane’’ görüşü geçerliydi. Bu korku şimdilerde biraz azaldı. Ki üniversite son sınıfta olmama rağmen. Hoca kızar mı, hoca bir şey der mi vs vs. Ama hayalimden hiçbir zaman vazgeçmedim. ‘’Ben asla böyle öğretmen olmayacağım’’ sözünü verdim defalarca kendime. Ve çok değerli hocalarım da oldu. Özellikle lise hayatımda. Her biri benim için bir çiçekti ve ben her birinden rengarenk yapraklar kopardım.

Doğan Cüceloğlu hocamızın Öğretmen Olmak adlı kitabında şu cümle geçer kalbime işleyen; ‘’Öğretmenlik yapmayı aşıp öğretmen olmak gerekir.’’

Ben önce insan sonra öğretmen olmak istiyorum bu hayatta. Minik bir insanın hayatına dokunmak istiyorum. Bence hayatın asıl amacı bir insanın kalbine dokunabilmek…

Beni en çok etkileyen bir hikaye var: İki kişi sahilde dolaşırken birisi yerden denizyıldızı alıp denize atarmış. Diğeri de şöyle demiş; binlerce denizyıldızı var, bunları denize atman neyi değiştirecek ki? Diğeri ise şu karşılığı vermiş; ‘’bunun için çok şey değişti ama’’

Bir denizyıldızının denizle buluşmasına aracılık eden bir öğretmen olabilmek duasıyla…

Sibel HASKÖY

30.03.2021/17.26

25 Mart 2021 Perşembe

SEYRİ SÜKÛT🌷

 



İçimde bir yolculuğa çıkıyorum çoğu zaman. Tasavvufta seyr-i sulûk derler ama ben daha o makama çıkamadım 😊 Seyr-i sükûtun izinden gitmeyi yeğliyorum. İçimdekiler, içinde yaşadığım mevsime ayna tutuyor bazen. Bahar geldi sanıyorum sonra bir bakıyorum ki Sibirya soğukları…

Yüreğimin sağındakileri izlerken solundakileri kaçırdığımı fark ettim çoğu zaman. Zaten insan değil miyiz? Genelimiz nerede bir olumsuzluk varsa, pişmanlık varsa oraya odaklanır dururuz. Peki ya kaçırdıklarımız bu hayattan? Ne güzellikler var şükredilecek. Biz ise bir olumsuzun ağına takılıp bütün güzelliklere karalar bağlatıyoruz.

Bir daha mı geleceğiz dünyaya, sorusu takılıveriyor aklıma. Zevk, sefa, eğlence anlamında demediğimi beni tanıyanlar anlamıştır herhalde. Bir daha gelmeyeceğiz, evet. Bir şans verildi bizlere. Çok kıymetli bir şans. Ve bir daha verilmeyecek bir şans.

Bahar geldi sanıp gelmiyorsa bahar, yağan kara da selam olsun demeyi öğrenmek gerek çoğu zaman. Eğer öğrenemiyorsak geçmiş olsun, bardağın dolu tarafını görmeyip boş tarafına bozuk plak gibi takılmışız demek ki.

Hayat su gibi akıyor ve insan gerçekten çok değerli. Aldığımız, verdiğimiz her nefes çok değerli.

İnsana değer verip yaratan Allah’a hamd olsun.

Sibel HASKÖY

25.01.2021 21.06

21 Mart 2021 Pazar

YÜREĞİMİN ŞEHİRLERİ🍒



Yüreğime şehirler inşa ediyorum çoğu zaman. Hangisine sığınsam ya da hangisinden gitsem, bilemiyorum. Taştan, betondan şehirler...

Bir şehrin karmaşasında karmakarışık oluyor işte yürek. Bir şehrin yalnızlığında elleri cebinde sığınacak yer arıyor. Şehrin lambaları sönüyor çoğu zaman. Tıpkı hüznü kulağına kirazlı küpe takan yüreğin, ışıklarının sönmesi gibi. 

Gecenin sessizliğinde yürek sessizliğine de ihtiyacımız var biraz. Belki "biraz" dan da fazla. 

Doğduğun şehir değil doyduğun şehir derler ya. Doğduğum şehre hapsolmuşum gibi bir his. Yürek doymuyor. Gitmek fiilinin gözü yaşlı, kalmak fiilininse gülüşü can yakıcı.

Kalmak zorunda olmak hiç bu kadar yormamıştı. Hüzün diyemiyor da yürek, yorgun diyor kendine. Bazen "çok"tan da fazla yorgun. Bir kucak dolusu yorgun...

Yüreğime dipnot eklesem kısaca derdim ki; şehrinin lambaları söndü.

21.03.2021/01.07

Sibel Hasköy🍒

Sonuna kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim🌷

❗Yazıları izinsiz almayalım 

https://birilahiyatcininsatirlari.blogspot.com/2020

#fotoğraf bana aittir

10 Mart 2021 Çarşamba

TAŞLARI KIRMA VAKTİ ⚒

 



Yine giriş bölümüne bir türlü giremediğim akşamlardan birisindeyim. Cümleleri kafamda zar zor diziyorum. Ama bir taraftan da bir şeyler yazmak istiyorum, kendimce.

Bismillah diyerek giriş bölümüne başlayalım bakalım. Bir soru soralım önce nefsimize. Birisine bir şey hediye ettiğimizi düşünelim ve o kişi hediyemizin yüzüne bile bakmaya tenezzül etmiyor. Ne hissederdiniz? O kişiyi düşünerek hediye almışız o kişi değil teşekkür etmek vermeseydin ben mi istedim gibi cümlelerle bizi kırsa ne hissederdik?

Ben çok üzülürdüm, kızardım belki de. Bazen nefsimin dolduruşuna gelerek bu insan da ne kadar nankör der, bir daha konuşmazdım herhalde 😊

Evet şimdi nefisleri uyandıralım biraz. Namaz bize Allah-u Teala’nın bir hediyesi değil mi? Biz bu hediyeye nasıl davranıyoruz? Görmezden mi geliyoruz, kılmaya tenezzül mü etmiyoruz ya da tam tersi hediyedir, gözümüzün gönlümüzün nurudur diyerek sahip mi çıkıyoruz?

İbrahim Suresi 34. Ayette Allah-u Teala şöyle buyuruyor; ‘’ O size istediğiniz her şeyi verdi. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Şu bir gerçek ki insanoğlu, çok zalim, çok nankördür!’’

İnsan Rabbine karşı ne kadar nankördür. Düşününce değil miyiz?

Kul, Allah-u Teala’ya nankörlük yaptığında Allah kuluna mühlet verir son nefesine kadar. Ve Allah’ın tövbe kapıları hep açıktır kuluna. Kul yeter ki kapıya nasıl gideceğini bilsin.

İnsan insana nankörlük yaptığında insan hemen kapılarını kapatır; kocaman duvarlar örer. Allah kuluna duvarlar örmez. Asıl kul, Rabbine karşı kalbini taşlaştırır ve o taşlarla Rabbine giden yolu kapatır. O taşları kırmanın vakti ne zaman gelecek peki? Hepimiz kendi nefsimize bir soralım. Ve hediyemize sahip çıkmanın bilincinde olalım.

Nefsimizi biraz olsun dizginleyerek Rabbe giden yolu namazın nuruyla aydınlatalım.

Hediyemizi koruyalım. Namazdan ne kadar uzaklaşırsak kötülüklerin uçurumuna o kadar çok yakınlaşırız.

Kandiliniz mübarek olsun. Selam ve dua ile...

Sibel HASKÖY

10.03.2021/21.50

2 Mart 2021 Salı

KAF DAĞI🌾



 Kaf Dağı

Durgun denizim

Sahilim kalabalık

Esir...

Nasıl da gafletteyim

Uykum büyük!

Gidersem uyanır mıyım

Gidesim var işte

Kaf Dağı'na.

Umut oraya mı saklanmış

Umutsuzluk kokan satırlara mı sıkışmış?

Biçare yaramaz,

Şah eser sanmış kendini

Şah esir olmadan.

Sibel HASKÖY🌿 Katre🕊️21.02.2019/18.02

  ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...