30 Nisan 2020 Perşembe

SIRLANMAK





SIRLANMAK


Gerçekten de insan ziyan içerisinde.

Değil midir ki insan gerçeklerin üstünü örten… Hayatın yanılsamasını, hayatın ardına atan. Gerçekler bir bir suratına çarpıldığında, hakikatler döküldüğünde bir bir zihne, kalbe; işte o vakit görebiliyorsa görebiliyor insan. Yanılsamalarda oyalanırken hangi dürbün işe yarar o vakit?

Sadece gördüğünü sanır. Bakmak ayrı şey görmek ayrı şey derler. Gördüğünü sanmak apayrı şey.

Hakikat perdesinin ötesinde oyalanırken bir köşede, süslü şeyleri görür insan. Gördüğünü hakikat sanır. Sadece sanır.

Ne yazık! Kendi doğrusu vardır, benlik vücuduna sığdırdığı. ‘’Benim doğrum’’ der sıyrılır aradan, sıyrıldım sanır. Yine ‘’sanır’’.
Hatalar birbiri ardına sığınır durur. Domino taşı gibi yıkılır bildiğin tüm doğrular ya da sandığın. Nasıl dizilir tekrar sıra sıra?

Geçenlerde duydum, eskiler ölen birisine ‘'sırladık’’ dermiş. Ölüm bile bir sır bu naifliğe gizlenen.

Sen de bir gün sırlanacaksın ey insan! Neyin var neyin yoksa.
Üzerinde gezdiğinin, altında bir yere sırlanacaksın. Ve çok sıradan gelecek bu olay çevrendekilere.

Bu ‘’sıradanlıkta’’ ne için yaşadığını gör insan.!
Hakikat perdesinin önünde eline oyuncak verilmiş çocuk gibi oyalanma!
Koş perdeye. Takıl, koş, kalk, koş vazgeçme hakikatten. Çıkar at, gözlüklerini. Bir kere gördün gördün, göremedin…

Sırlanmadan bir gün, hakikatin yolcusu olmak duasıyla.

Sibel HASKÖY
Aralık-2019

29 Nisan 2020 Çarşamba

BETON AŞLAR





                           
                         
         BETON AŞLAR

Ay’a bakıyorum bazı akşamlar. Ne kadar temiz ne kadar saf. Bir de şehrin karmaşasına bakıyorum. Her yerde betondan imarlar. Betonlar arasına sıkışıp kaldık. Kalbimizi de sıkıştırdık betonlara bu kalabalıkta. Ah keşke bilsek kalbe kat çıkılamayacağını!

Tertemiz gecenin simsiyah kalabalığı…

Bu kalabalıkta kime sorsan yalnız. Nedense herkes ‘’herkesleşmeye çalışıyor.’’ Peki neden bu yalnızlık, temeli mi yanlış attık?

Kalabalığın içinde boğuluyoruz işte. ‘’ Herkes’’ bunun farkında, betonlarımıza fazla değer veriyoruz oysaki. Davamız İslam’dan çok betonlarımız. Betonlaşmalar yüzünden beton aşlarla doyuruyoruz maneviyatımızı.

Maneviyat ne zamandan beri beton aşlarla doyar oldu?
Bu sorunun cevabını kendimiz bile veremiyoruz. Ya düşünmediğimizden ya da geçiştirdiğimizden veremiyoruz.
Düşünmemiz gereken şu ki; kendimize veremediğimiz cevabı Allah’a nasıl vereceğiz? 

Allah’ın huzuruna hangi yüzle gideceğiz? Betondan imarlarımızla mı, betonlaşmış kalplerimizle mi?
Kalbimizi betonlardan arındırma duasıyla.

Sibel HASKÖY
Haziran-2018


27 Nisan 2020 Pazartesi

ÖYLE İŞTE



ÖYLE İŞTE

Çok yorulur insan bazen. Sanki dünyadaki bütün yük kendi omzundaymış gibi yorulur işte.
Her şey mânâsızmış gibi hisseder mesela. Büyüdükçe mi yorulurmuş insan, yoksa yoruldukça mı büyürmüş?

Geçmeyecek bir yorgunluğa saplanmış sanki duygular. Ne kırgınlık, ne hüzün ne mutluluk…

Bir şey hissetmez ya bazı zaman insan. ‘’ Öyle işte’’ der susar, insan insanın ilacı olamadıktan sonra. Susmayı yeğler. Kocaman dünya kurar suskunluk denizinde batmayan.

O gider bu gider. Kimse gitmese de ölüm alır gider kalanı. Herkes gider, gitmeyen Allah’tır aslında. Sen kalbinden Allah’ı ayırmadıktan sonra.

Her şey geçici, ne yapalım imtihan işte.

Yoklasa da zaman zaman bazı duygular. Kendini ne kadar çıkmazda da hissetsen 
bazen.

Sabır, tevekkül, şükr.
Bunu bil nefs Allah en büyük.
Ya Baki Entel Baki.

Sibel HASKÖY
18.02.2020/23.37


26 Nisan 2020 Pazar

BAKMA


                                                 

                                                           BAKMA!

Bakma, kendi pencerenden hayata, insanlara. Herkesin derinlerinde yaşadığı bir şeyler var. Ve sen nefs bakma sakın kendi pencerenden. Bilmiyorsun kimin ne yaşadığını, kimse bilmiyor.  Açan bir çiçek mi var sinesinde yoksa kopan bir fırtına mı?
Kınama da nefs sakın. Yargılama da. Ne diyor Efendimiz (sav): ‘’Kınadığınız şey başınıza gelmeden ölmezsiniz.’’.

İnsanız her şeyi yaşayabiliriz. İmtihan dünyasında değil miyiz, zaten. İşte bunun farkına var nefs! İmtihan bu ya bir gün kınadıkların gelir başına, ya da söylediklerin. Tut dilini nefs. Önce dilini tutmayı öğren. Öğren ki razı edebilesin Rabbi.

Bir saniyeye bakar nefs, hayatının değişmesi. Küçücük bir saniye kocaman hayatını kaydırıverir. Övünme de sakın hiçbir şeyinle. Çünkü hiçbir şey sana ait değil, bunu bil nefs!

Ne param pulum var de gez ortalıkta ne de ne sağlığın hep varmış gibi yaşa. Ne de maneviyatınla övün.

Bir gün bir bakmışsın benim dediğin şeyler, bir bir kaymış avuçlarından.

Allah’ın razı olduğu kullardan olma duasıyla.

Sibel HASKÖY
27.08.2019/ 23.54




25 Nisan 2020 Cumartesi

NE İÇİN VARIZ?




                                                     NE İÇİN VARIZ?
               
Allah’tan başkasını sevmek, bir yüktü kalbin omuzlarına. Ya O’nun sevgisi ya da gayrısının sevgisi, hangisi?

Nefsine göre değil aslına göre, ruhuna göre cevap ver. Bir kalpte iki sevgi olmaz.Öyleyse neden ruhunun sahibi ruhundan bir parçayken, bağın olmadığına daha çok bağlanıyorsun nefs!

Bağlan sen nefs, yanlış yolun sonu kördüğüm. Ama biliyorum ki Allah o kördüğümünde Rabbidir. Tövbe edenleri bağışlayıcıdır. Kes at o düğümü, bağı her neyse. Yeniden başla, bu sefer güvenerek Allah’a, inanarak O’na, O’nun varlığına.

Hisset derinlerinde, nefsinin kamaşmış gözlerine, süslü sözlerine inat.
Ne için varız? Allah için. O’nu bilerek yaşa. Hazineyi bul. Cevher sandıklarının peşinde koşma kocaman hazine varken.

Yola çıktığında yalnız olmadığını bil. İnsanız yol doğru da olur yanlış da. Yanlışı seçtiğinde de güven Allah’a. Ama elini koy vicdanına. Dinle ne diyecek. O zaman cevabını verirsin kendi içinde.

Ruhun sahibini unutma, ruhunun parçasını. Sen O’nun ruhundan bir parçasın. Ruhunun derinlerinde arama sadece, bunu bil. O’nu her yerde ara.
Şah damarından bile bu kadar yakınken bulamadım deme sakın nefs! Gücüne gider Rabbin. Bütün kalplerin Kâbesinde O. 

Bulmak çok kolay sen istedikten sonra. İste, bir kalpte iki sevginin olmayacağını bilerek. O razı oldu mu merak etme, doldurur kalbini O’nun sevdikleriyle, sevgisiyle.

O’nu razı etmeye bak
Bir Rabbin var
O’na inan
O’na güven,
Sırrı çözmüş olacaksın
Kocaman kâinatın,
Küçücük sırrını;
TEVEKKÜL.



SİBEL HASKÖY- KATRE

22 Nisan 2020 Çarşamba

İNSAN



İNSAN

İnsan yorulur, insan hata yapar, insan günah işler. Çünkü insan nefs sahibidir. Günahsız olsa zaten insan olmazdı o.
Nefs aldatır insanı, kimilerini şaşırtır, kimilerini şımartır, kimilerini ise uçurumun kenarına götürür. Bazıları bu uçurumun farkındadır bazılarıysa bile bile gelmiştir uçuruma. Ya da atar kendini aşağıya ya da farkına varır ayağının kayacağının.
Derler ki; inanma ihtiyacı insana fıtrattan gelen bir şey diye. Gerçekten de öyle değil mi?  Bir bağ var çünkü sen uzaklaşmaya çalışsan da vicdanının bir köşesinde sızlayan. O bağı hangi makas kesebilir ki şimdi.
Günah işlediğinde değil uzaklaştığında yanıyorsun nefs. Uzaklaştıkça da günah işliyorsun. Günahlar karartıyor kalbini. Karanlıkların içinde aydınlık arıyorsun. Bu karanlıkta yolunu  nasıl bulacaksın nefs.
Beyazıt-ı Bestami der ki; ‘’Allah’ı sevdiğimi sanırdım. Ama anladım ki esas olan onun sevmesiymiş. Allah kulu severse onu kendisiyle meşgul edermiş.’’
Günahların karanlığından Allah’a sığınma duasıyla.
Sibel
22.04.2020















20 Nisan 2020 Pazartesi

FİRAVUN






FİRAVUN

Firavun Rab edindi kendini, 
Ben ''Rabbim'' dedi.
Oysa küçücük sineğe yenildi
Kocaman cüssesi.
Şimdiyse küçücük virüs
Ebedi kalacak gibi yaşayan dünyayı
Ne hale getirdi.
Hani sonu gelmeyecek gibi
Yaşıyoruz ya,
Dünyanın içinde.
Aynı geçmiş kavimler gibi
Ad, Semud, Lut...
Küfür bataklığında helak oldu hepsi bir bir.
Vakit kendimize gelme vakti.
Unutmayalım ki,
İnsanlar ne kadar azarsa azsın,
Ne kadar küfre batarsa batsın.
Allah tamamlayacaktır nurunu.
''Helak'' olanlardan olmadan.
Allah'ın rızasını kazananlardan olma duasıyla

Sibel
16.03.2020/20.38



18 Nisan 2020 Cumartesi

SEN DE BENDENSİN


                                       
                                                     SEN DE BENDENSİN

Yine yalnızsın, yine kimse anlamıyor seni. Hayat artık eskisinden daha sıkıcı değil mi?
Eskiden ne güzel oyunlar oynardın, zaman çabuk geçerdi. Şimdi değil oyun oynamak, sohbet edecek insan yok. Sanki herkes çıkarı için konuşuyor seninle ya da sen öyle hissediyorsun.
Çok şükür sağlıklıyım, her şey yolunda diyorsun ama yine de mutsuzsun. İçinde hep bir sıkıntı hiç geçmeyecek gibi yuva yapmış sanki bir yerlere. Mutluluğun peşinden koşmak istiyorsun. İstiyorsun ama olmuyor değil mi?
Boş ver isteme. O senin peşinden koşsun. Bu senin elinde. Eğer peşinden koşarsan mutluluğu yakalayamazsın, yıpranırsın.
Mutluluk elle tutulur bir şey değil ama imkansız da değil. Mutluluğa giden yol sevmekten başlar. Önce sevmeyi öğren ve bu duyguyu Allah'a ada.  Kolundaki saate, başındaki şala ya da ne bileyim son model telefonuna değil. Sence bunlar bir şey vaat eder mi? Sonsuz mutluluk vaat eden Yüce bir Allah varken.

Yakışmıyor meyusluk dost, ne sama ne bana. Bak kalbine hisset sonra hangi zamanlarda mutsuz olduğunu, fark edeceksin Allah'a olan uzaklığını. Her mesafe kalbine batan bir iğne misali...
Uzaklaştığında daha fazla batacak. Canın daha fazla yanacak. Neden? Arayı fazla açtın be gönül dostum, fazla açtık.
Şimdi bak bakalım, iyice bir bak. Mutsuzluğun kitabını kim yazıyor? Sen mi yoksa Allah mı?...
Tabiki de sen. Gör bak mutsuzluk kimin elindeymiş. Unutma sen istersin Allah yaratır.
Düşünmemiz gerek! Allah sana, bana değer verip bizi ''insan '' olarak yarattı. Sevmese yaratır mıydı, değer vermeseydi çeşitli nimetleri sunar mıydı ömür soframıza.

Allah bizi seviyor dost. Biz ne yapıyoruz; ofluyoruz, pofluyoruz. Hiçbir şeyi beğenmiyoruz. Nankörlük değil mi yaptığımız? Allah nankör olduğumuzu biliyor, bildiği halde bize değer veriyor.

O halde gönül dostum, her zaman ümitvâri olmamız gerek.
Bugünden itibaren Allah'ı hakiki anlamda sevmeye başlıyoruz dost, hatta şu andan itibaren. Tam da şimdi.

Seviyoruz Rabbim seni, hem de çok.

Affet Allah'ım...

Sibel- Yelkovan 2018


17 Nisan 2020 Cuma

ALLAH'TAN UZAKLAŞMA

                                 
                                                         ALLAH'TAN UZAKLAŞMA

Helak olan her kavim Allah'tan uzaklaştı. Musibetler yağdı üzerlerine. Çünkü Allah'ın emirleri eğlence konusu olacak, geçiştirilecek şeyler değildi. Onlar inanmadılar. İnananlar da inanmış gibi yaşadılar. Geçmişte kaldı diyoruz ya, aslında kalmadı.Kur'an-ı Kerim tozlu raflara kaldırılmış bir kitap değil, olmamalı.
Kur'an evrenseldir. Şimdinin dürbünüyle bakmamız gereken bir kitap Kur'an-ı Kerim.
Bakıyoruz şimdi başımızda bir musibet. Neden acaba? Allah'ın emirlerine ne kadar uyuyoruz? Allah'a ne kadar yakınız? Haramları helal gösterenleri ne kadar pohpohluyoruz.
Bir hocamız demişti derste ''bulunduğun vakitte en doğru olanı yapmandır salih amel'' diye.
Biz doğruları geçiştirir olmuşuz. Biliyoruz. Eeee, sonra yaparız, yaşlanınca yaparız...
Neyin garantisi var ki senin, benim garantim olsun.
Kuran'ı Kerim'i tozlu raflardan kaldırıp kirlenmiş kalplerimize şifa olma duasıyla.

Sibel
11.04.2020/01.25

  ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...