28 Eylül 2023 Perşembe

 

ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI

‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapçıya düşmüştü oradan almıştım bu kitabı ve iyi ki almışım. Doğan Hoca’yı çok geç keşfettim. Ondan imzalı kitap alıp onunla birkaç kelime sohbet edip hayatımı daha da güzelleştirmek isterdim. Ben kitabı imzalı alamamış olsam da ikinci el olarak aldığım bu kitap imzalı o yüzden mutluyum 😊 19.04.2002 yılında imzalanmış, ben bana yazılmış gibi benimsiyorum içindeki temenniyi.

‘’Savaşçı’’ deyince akla ilk başta bir roman veya hikayeymiş gibi bir izlenim gelebilir ama bu kitap Arif Öğretmen ile Doğan Hoca arasında saatlerce, haftalarca süren karşılıklı konuşmaların, soruların olduğu samimi bir kitap. Kişinin kendi hayatında savaşçı olması gerektiğinden bahsediyor. Alt başlıklar halinde; arayıştan, uyanıştan, niyetten, geleceği yaratmaktan, güçten, sorumluluktan, ölüm bilincinden, değişimden, bitmemiş işlerden konu konuyu açıyor.

Kitap hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra, ben en arkadan beni en çok etkileyen cümleden giriş yapmak istiyorum. Doğan Hoca’nın ifadesiyle ‘’ Arif Bey’in yüreğinde sıkıntı var. Çabalıyor. Anlamak istiyor, yapmak istiyor. Destek bulamıyor. Ve yalnız!’’ Yüreğimin sıkıntılı zamanında doğru kitap tercihi yaptığım için kendimi tebrik ediyorum ve devam ediyorum.

Arif Öğretmen’in ‘’Ben öğretmenim, öğretmenliğe inanıyorum ama mutsuzum.’’ cümlesi çekiyor dikkatimi. Farklı zamanda farklı imkanlarda yaşıyor olsak da Arif Öğretmen ile bütünleşiyor hislerim. Kendimi buluyorum. Doğan Hoca’nın Arif Öğretmenle çıktığı yolculukta ben de yola çıkıyorum. ‘’Geçim için öğretmenlik mi, gelişim için öğretmenlik mi?’’ soruları yorumlanıyor. Ben neredeyim onu düşünüyorum. Kafamda oluşan bir sürü cevapsız soru. Ben bu kadar sorunun içinde boğulurken ilerleyen sayfalarda ‘’Kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.’’ cümlesi geçiyor. Benim istediklerim neler, neler gerçekleşiyor hayatımda nelerden vazgeçiyorum. Kendi içimde bir savaş verebilecek miyim, nasıl bir savaş vermem gerekiyor diye düşündürüyor beni. Nitekim bu sorular doğru cevaplandığında yol oluyor, iz oluyor hayata atılacak adımlarda.

‘’Kişinin huzursuzluğu, mutsuzluğu, gerginliği, sıkıntısı, depresyonu onu uyandırmaya çalışan önemli dostlarıdır.’’ Bu olumsuzluklara dost gözüyle bakmayı öğreniyorum ve bakış açım genişliyor. Kişi kendisinin ne kadar farkına varırsa o kadar kendisini iyileştiriyor, yaralarını sarıyor. Kendisinin farkında olmayan bir insan rüzgarın önünde savrulan yaprak gibi nereye gideceğini, nereden başlayacağını beceremiyor.

Arif Öğretmen’in hissiyle bütünleştiğim bir cümle daha ‘’ çocukları sevdiğim için onların gelişmesini istediğim için böyle bir geleceğe kendimi adıyorum.’’ İçimdeki tüm anlam arayışını bu cümleye yüklüyorum. Bana da imkan verilse keşke diyerek gözlerimi dolduruyor bu cümle. Sonra savaşçının keşkelerden sıyrılarak yoluna devam etmesi gerektiği geliyor aklıma. ‘’Niyetinin saflığı içinde verdiği kararlar savaşçının en önemli güç kaynağıdır.’’

‘’Neden insanların çoğunluğunda birey olma ağır basmıyor da ait olma ağır basıyor?’’ sorusu geliveriyor Arif Öğretmen’den, ben de düşünüyorum. Neden? Çoğu zaman başkaları için yaşıyoruz, başkaları ne der diye yaşıyoruz farkında olmadan kendimizi öyle ait hissediyoruz. Bence ait olmak böyle bir şey değil. Düşüncelerimi kendi eleğimden eliyorum. Bocaladığım şeyler var olduğu sürece birey olamıyorum, ait olamıyorum. En önemlisi kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. Başkası ne der’lere çıkmaya başlıyor aidiyet hissim. Birey olma yönündeki değerlerim, inanışlarım, inançlarım kırılıyor.

‘’Başkalarının nasıl var olduğuna bakarak kendi varoluşunu başkalarınınkiyle kıyaslayarak yaşayan kişi yabancılaşma duygusu içerisine girer.’’ Ara ara yabancı hissederim kendimi, bu ben miyim, gerçekten ben miyim, bunlar benim değerlerim mi, peki onların değerleri? gibi sorular hiç tükenmez zihnimde. Anladım ki en büyük hatam kıyaslamak, kıyaslanmakmış. Kendimi ne kadar kıyasladıysam o kadar yabancılaştım kendime. Kendimi kabullenemedim belki de. Olabilir ben buyum, bunlar benim değerlerim diyemediğim için belki de yabancılığımın farkına varmadım. Herkesin her kıyasladığı şey doğru mu ki, ben kendimi kıyaslayarak kendi anlam arayışıma birey olma yoluma taş koyuyorum.

Beni belki de en çok etkileyen kısma geliyorum, durup ara verip düşünüp tekrar kitaba ara verdiğim yerdeyim. Ölüm bilinci konusunda Doğan Hoca şöyle bir ifadeye yer veriyor: ‘’Ben ölümü düşününce veya bu tür şiirleri okuyup ölümün bilincine varınca, içimi bir hüzün kaplıyor.’’ Ah hocam bir bilsen benim de içimi nasıl bir hüzün kapladı. Sen burada ölümden bahsederken şu an her nefsin göçmek zorunda olduğu yerdesin. Ve bu satırları kaç yıl önce yazmışsın. Rahmetle.

 

Kitabın benim yarama en fazla merhem olduğu kısmı en sonunda saklanmış. ‘’Bitmemiş işler, geçmişi bize bir hapishane haline dönüştürür.’’ Bitmemiş işler boşluğunu ben kendi kafamda türlü sözcüklerle dolduruyorum. Mesela hislerim, duygularım, kaygılarım, kararlarımım, olması gerekenler vs… Altını doldurduğum bu kavramları yarım bırakmamam gerektiğini, geleceğime bu haksızlığı yapmamam gerektiğini öğretiyor bana. ‘’Başkaları kırılmasın, alınmasın diye kendi içinde dengesizlikler yaratmak savaşçının yolu değildir. Savaşçı şimdi ve burada her şeyi kişisel bütünlük, sorumluluk ve bilincinin saflığı içinde tamamlayarak yaşar. Bitirilmemiş işleri hiçbir zaman depolamaz.’’

‘’Bir karar vermeden önce, üzül, düşün; ama kararını verdikten sonra üzüntü ve düşüncelerden kurtulmuş olarak yoluna git; daha milyonlarca konuda karar seni bekliyor olacak.’’

Son olarak ‘’ diğer insanların yaptıkları şeyler ancak biz izin verirsek bizim ruhumuzu zedeler. Ruhunun zedelememesi için savaşçı, her durumda uygun duygusal tavrını alır.

Bu kitapta bazı bilgileri hatırlamayacak olabilirim yeni bilgiler belki hafızamda kalanların çoğunu silecek ama nasıl hissettiğimi unutmayacağım. Ara sıra gözlerimdeki o dolulukla umutla gidip geldiğim vazgeçmek isteyip vazgeçemediklerimle savaşçı olmam gerektiği hissini her zaman hatırlayacağım

27.08.2023

19.14

 

 

 

 

 

 

 

22 Eylül 2023 Cuma

Ey İçim🌷

 Sevgili Hislik 🌷

İnsan kırılıyor bazen. Kırıklarının üstüne çiçekli örtüler seriyor. Olgunlaşınca, belki yaş aldıkça insan hayatın daha çok farkına varıyor. İnsanın içinde kalan kırıklarla uğraşması da kendi hakkına girmesiymiş. Zaman israfıymış. Biraz geç oluyor ama insan er geç anlıyor. Şükredilecek çok şey varken verilen bir sürü nimet varken, olmayacaklarla fazlaca uğraşmak zaman kaybıymış. 

Çok şükür. İnsan bunaldım der bazen. Bizim bunalmamız belki başkasının şükür sebebidir. Bilmiyoruz. Mesela yolda elini kolunu sallaya sallaya bile yürümek çok büyük nimetmiş. Daha yazacak, sayacak çok örnek var ama içimde kalmalı bazı şeyler. "Ey içim yolculuk nereye" diyor Zarifoğlu. Benim iç alemim de zarif yolculuklarda. Zaman kıymetli, insan kendini düzeltmeli. Vesselam

Sibel Hasköy 🌷

22.09.2023/14.24

16 Ağustos 2022 Salı

Hislik


Sevgili Hislik; Nasılsın?

Herkesin halini sorarken sana sormaz olmuşum. Sadece kendi hislerimi anlatıp noktalamışım cümlelerimi. Ne kadar da vefasız olmuşum ben böyle. Hata etmişim, olabilir. Ben de bir insanım. Nisyandan türemiş köklerim.

Bismillah

İnsanız biz. Bir şeyleri çok ister peşinden koşarız. Bu yolda düşeriz, kalkarız, kırılırız, yoruluruz, tamam artık ‘’bitti’’ deriz. Yine de vazgeçemeyiz. Ele geçirince istediklerimizi ‘’ben yaptım’’ kibrini putlaştırırız hayatımıza. ‘’Ben mi yaptım’’ gerçekten! Hadi kibri de geçtim ya çepeçevre kuşatan şükürsüzlük. O kadar uğraştığımız, çabaladığımız sonunda başardıklarımız. Son değil aslında daha yeni başlıyor ‘’ama’’lı cümleler. Şöyle olsaydı, böyle olsaydı yahut keşkeler. İnsanız ya biz yaranılmaz bize!

Ben şu sıra kendimi çok sorguluyorum, bir şeylere şahit oldukça. ‘’ Ben de böyle mi olacağım’’ soruları çıkmıyor aklımdan. Ya da öyle miyim? Vicdanımla hesaplaşmalar...

Sibel Hasköy

16.08.2022/18.18

 


5 Ağustos 2022 Cuma

AŞİKAR



Bismillah🌸

‘’Kalbini sakla; aşikar olan her şey berbat olmuştur.’’  Bu sözü okuyunca Rasulullah’ın (sav) ‘’kalbini yarıp baktın mı ‘’ hadisi geldi aklıma.  Kimsenin, hiç kimsenin kalbini bilmiyoruz. ‘’Allah’ım iyi insanlarla karşılaştır’’ diye dua ediyoruz sıklıkla. Ben artık duamı değiştiriyorum. İyi insanların ya da bizim yanılıp ‘’iyi’’ diye nitelendirdiğimiz insanların da içinde bir kötülük var ve o kötülük, incinmişlik, tanıyamamışlık adı her neyse gün geliyor ucu bize değiyor. Biz çok mu iyiyiz ? Her insan nefs taşır. Yazarken kendimi de aklayıp paklayıp yazmıyorum yanlış anlaşılmasın.

Dualarıma şöyle yer veriyorum: ‘’ Allah’ım önce beni hayırlı kullarından eyle. Sonra beni insanların iyilikleriyle karşılaştır.’’

Sibel Hasköy

05.08.2022/11.48

Fotoğraf alıntıdır.

3 Ağustos 2022 Çarşamba

GÜNEBAKAN🌻



Nasip, insan ömrüne sırlanmış bir kelime. Bazen çıkmazların da bir çıkışının olduğunu gösteren tabela. Bazen olur umuduyla beklediklerinin önüne çizilmiş kırmızı bir çizgi. Bazen duvarlara örülmüş rengarenk çiçekler. Nasibin solmuş çiçekleri. Mevsimler geliyor geçiyor. Gün geliyor kuş cıvıltılarıyla uyanıyor insan yeni güne. Ya da yumuluyor gözler hayata. Hayat çok kısa.

Bir mevsim geliyor göç ediyor kuşlar uzaklara, çok uzaklara. Ben de göç etmek ister miydim, muamma. İnsan bazen nasıl hissedeceğini bilmez ya. Nasıl hissedilir bazen?  Yorgun ama umutlu. Umutlu ama belirsiz. Belirsizliğin durgun suları... Beklemek çok soğuk.

İçimde bir yerlerde büyüttüğüm günebakanların, güne bakmaktan çekindikleri... İç alemimim bu alemden soyutlanması... Eksiltili ve devrik cümleler... Şu sıra çok eksiltili ‘’ben’’. Şu sıra devirdiğim tek şey yazamadığım cümleler. Şu sıra...

Sibel HASKÖY

03.08.2022/20.08

 

28 Temmuz 2022 Perşembe

GELECEK✨

Sevgili Hislik; Yorulduğum ama mücadeleden vazgeçemediğim bir günden yazıyorum sana.  Teslim olmakla ve teslim olmaya çalışmakla geçiyor günlerim. Bu belirsizlik akıntısında yol alıyorum.  Garip bir hismiş belirsizliğin belirginleşmesini beklemek. Olmasını istediğim olmasını beklediğim hayallerime kocaman sığdırdığım bir geleceği bekliyorum.  Beni daha çok ben yapacağına inandığım günleri, yılları bekliyorum. Yıllarıma bir sürü deniz yıldızı sığdıracağım geleceğimi bekliyorum.

Varsın olmasın beklediklerim, vazgeçmek bana göre değil.  Vazgeçmemem gerek; umutlarımdan, hayallerimden. Ben, beni tanıyorum artık kendimle de barıştım. Başkasının beni tanımasına ihtiyacım kalmadı. Ben, beni ben yapan değerlerle kendimi tanıyorum, kendimi tamamlıyorum ya o bana yeter. Herkes kalbinin ekmeğini yer derler. Kalbindekini küflendirmek kişinin kendi meselesiymiş. Çok beğendiğim bir sözle bitirmek istiyorum: ‘’ Senin penceren kirliyse benim çiçeklerim sana çamur görünür.’’

İnşirah duasıyla...

Sibel Hasköy

28.07.2022/11.48

4 Mayıs 2022 Çarşamba

Rahmet🌷

 


"Yolculuklar çekiyor canım, uzunca ve uzakça.." Kendimden kendime gidişlerim, dönüşlerim yoruyor en çok. Uzak kelimesi yakın kelimesiyle eş anlamlı benim yürek dil kurumumda. Ne kadar uzaklaşırsam o kadar yakınlaşıyorum kendime. Umut kelimesinin cıvıltılarını hissediyorum bazen derinlerde, bazen de yavaş yavaş kaçan adımların sesini duyuyorum. Umutsuzluk alıyor beni bir girdabın içine, prangalar vuruyor içimdeki sese. Sonra bir ayet çınlıyor kulaklarımda; ".. .Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü inkâr edenlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” (Yusuf/87)

Sibel Hasköy 🌷

04.05.2021/17.13

#sibelhyy

#keşfet #keşfetteyiz #tophane #bursa

3 Mayıs 2022 Salı

Bayram🌷


 Bismillah🌷

Sevgili hislik, yine hislendiğim bir akşamdan yazıyorum sana. Bugün bayramın ikinci günü. Bugün farklı bir gün. Dünyanın kirine pasına bulaşmış kalbimin ölüm hissiyle bir nebze de olsa titrediği bir gün. Yıkılmak üzere olan evlerin taşları yuvarlandı bu gece yüreğime. Dünya bu kadar işte. Yıkıldı yıkılacak evler, öpülemeyen eller... 

Ne kadar şükretsek az bazen, hâlâ şükretmiyoruz, şükretmeyecek miyiz? Şükürsüzlük, kıymet bilmezlik kokuyor çoğu zaman kalplerimiz, sevdiklerimizin ellerini değil toprağını öptüğümüz zaman anlayacağız belki de. 

Zaman geçiyor, nefislerimiz hep telaşlı. Bu telaşlı geçen ömüre biraz ara verip oturup düşünmek gerek. Nereden geldim, nereye gidiyorum.

Sibel Hasköy

03.05.2022/23.14

4 Nisan 2022 Pazartesi

🌼

 


Sevgili Hislik;

Şu sıra hüznün makamı dilimizden düşmüyor. Bahar gelecek umuduyla oyalanırken bahar ne zaman gelecek? Güvendiğimiz, güvenmek istediğimiz dağlardan karlar ne zaman kalkacak? İçimizdeki bahar kırıntıları rengarenk çiçeklere hasret, bir deniz yıldızının hakikisine hasret. Ne zaman?

Zaman geçiyor, bazen uzun soluklu keşkeleri beraberinde getiriyor. Keşke, çok keşke... Zaman geçerken baharı unutuyor sanırım. Her şeyin unutulduğu gibi...

Sibel Hasköy

22.15/04.04.2022

           

25 Mart 2022 Cuma

🌵

 Bir his belirdi içimde 

Aniden.

Oturup çocuk gibi

Ağlamak,

Hüngür hüngür...

Bir şiire çıkmıyor şu sıra yolum

Kıramadım iki dizenin belini

Belki de ondan.

Hengamede kaybettim duygularımı 

Aradım bir gece vakti,

Bulamadım.

Gözünün içine baktım bir şiirin,

Kalbimden geçenlere seslendim.

"Orada ne işiniz var!"

Geçenlere geçmeyenlere

Allı pullu bir zarfla 

Selam olsun...

Sibel🌷

25.03.2022/23.28







18 Mart 2022 Cuma

Sevgili Hislik 🌷



Her insanın yükü dağ imiş meğer kendisine. Kimisinin dağına kar yağarmış, güvense de güvenmese de. 

Güvenmek, teslim olmak değil midir, Müslümanlık kelimesine sığınmış. İnsan neye kime teslim olur yahut güvenir? Hep bir ağızdan tabi ki de Allah'a (cc) deriz kolaylıkla. Gerçekten teslimiyetim Allah'a mı diye özünü eleştirmeli insan.

Öz eleştiri yapıyorum şu sıra kendimle  "teslim olmak" kavramını nasıl anlamam konusunda. Gerçekten teslim olabiliyor muyum ne kadar teslim oluyorum! Kafamda bir yığın soru.. Sorular da yükler gibi dağ olmuş, erimeyen. Çıkışı şaşırıyor bazen kalbim, umut ve onun zıttı ile... Ortası yok... 

Ortayı bazen şu dualarla bulmaya çalışıyorum. Ben, benim istediklerim ve Allah'ın benim için istedikleri. İnsanız sonuçta isteriz ama "ama"sı var. Bilmiyoruz ki bizim için ne hayırlı. 

Şu dua sığınak oluyor sağanaklarıma; "Allah'ım ben bilmem, Sen beni benden daha iyi tanırsın, Senin benim hakkımda hayır gördüğün benim istediğimden daha hayırlıdır, Sen en hayırlısını verensin, hakkımda hayırlısını nasip et."

Tevekkül bilincinde bir ömür geçirmek duasıyla, hayırlı akşamlar 🌷

Sibel Hasköy 🌷

18.03.2022/21.31





12 Mart 2022 Cumartesi

Nazlı Hilal🇹🇷



Bismillah 🇹🇷

"Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal."

Bir dua var çocukluğumdan bu yana aklıma da kalbime de yer etmiş. "Allah'ım ezanlarımızı dindirtme, bayrağımızı indirtme, vatanımızı ayaklar altında çiğnetme" diyerek el açtığımız. Ezanlar okunur günde beş kez. Kimi zaman duyar, kimi zaman duymayız! Gönlümün tefekkürle baktığı, kulağımın içi tefekkürle yankılandığı zaman bu dua geçer aklımdan. Mehmet Akif'in "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda" dediği kolay kazanılmamış topraklarda hayatımızı sürdürüyoruz. Bayrağımız göklerde dalganıyorsa şühedamıza borçluyuz. Nefesimizin hesabını vermeden hür bir şekilde toprağa basıyorsa ayaklarımız, birilerinin son nefesinin hediyesiyle yaşıyoruz. "Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı: düşün altında binlerce kefensiz yatanı!" 

Bu vefa nasıl ödenir naçizane fikrim. Amaçsızlık kokan hayatımızı bu amaca bağlayarak, bomboş geçirdiğimiz vakitlerimizi bu vatanın bir evladı olarak harcayarak. Tarih tekerrürden ibaret buna inanıyorum en çok. Ders almalıyız, kurtuluş mücadelesi kolay verilmemiş. Yazmak kolay ah bir de yaşamak...

Mehmet Akif'in " Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın" duasıyla bitiriyorum sözlerimi.

İstiklal Marşımızın 101. Yılı kutlu olsun, ezanlarımız dinmesin, bayrağımız göklerde hep dalgalansın 🇹🇷

Sibel Hasköy🇹🇷

12.03.2021/21.28


14 Şubat 2022 Pazartesi

GEÇMİŞ🌻


 Sevgili hislik🌷 geçmişe yazacağım bir gece olacak sanırım, bu gece. Geçmiş... Geçip gidenler. 

Bir makine olsa keşke elimde beni geçmişi izlemeye götüren, bir köşeden sessizce izlesem çocukluğumu, çocukluğumdaki çocukları. Şimdi biz büyüdük, hepsi büyüdü. Kuşağımın insanları büyüdü, çocukluk büyüdü, gençlik başladı derken orta yaşlılık, yaşlılık... Sonuç hep bir özlem hep bir hasret. Şimdi bazı teyzelerin yahut amcaların "biz sizin yaşınızdayken..." diye başlayan geçmişe hasret cümlelerini daha iyi anlamaya başladım. Geçip gidiyor ömür. Oyda hiç geçmiyormuş gibi. Bir bakıyorsun ardına ne kadar yol kat etmişsin. 

Şimdi'de yaşamalıymış insan en çok bunu anladım geçen çeyrek asırlık ömrümde, beni şu an ben yapan geçmişimden edindiklerim; okuduklarım, izlediklerim, amaçlarım, değerlerim, alışkanlıklarım ve daha bir sürü şey... Geçmişe hasret duymak gerek lakin takılmamak gerekmiş, şu anı zedelememek için. Şimdi daha da iyi anlıyorum "şu anın kıymetini", ne kadar okursam ne kadar çabalarsam bir şeyler için işte o benim geleceğim. Gelecekteki "şu anım" diyeceklerim. İnşAllah🌷

Geleceğime sevgiler, saygılar🌻

Hayırlı geceler ✋

13. 02.2022/ 23.47

30 Ocak 2022 Pazar

YOL🔚



Bismillah 🌷

Sevgili hislik, hangi çıkmazda olduğunu bilmez insan. Bazen öyle anlar olur ki yolun sonu çıkmaz, ya da öyle anlar olur ki bir sürü yol, hangisini seçeceksin? Nereye gidiyor bu yollar, gidiyor mu ki? Hayatın engebesinde takılı kalanlar, tamam artık bitti dediğin anlar, sabır tükendi dediğin anlar anlar anlar... Kim anlar? Kim duyar insanın yüreğinde ince ince kırılanların sesini? Bir dua var, beni etkileyen; "Karanlık gecede kara karıncanın ayak sesini duyan Allah'ım." Ne zaman içimde bir şeyler kırılsa, hep bu dua gelir aklıma. Bir duyanın (Semi), bir görenin (Basar) var olduğunu hatırlatan, yalnız olmadığımı hissettiren bir dua. İnsan duasız kalmaktan korkmalı en çok. Kimisi utanmadan dua etmeyi basite indirgiyor, elimizden bir şey gelmedi hiç olmazsa dua edelim(!) Düşünerek konuşmayan insanlar bu sözü söyler anca. Elinden gelecek olanları sana bahşeden kim, dua ettiğin kim? Önce düşün insan! Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Duam kabul olmadı diye ahlanıp vahlanıyoruz çoğu zaman. Kul olmanın bilincini yaşayamadığımızın, Yaratan'ı tanıyamadığımızın en büyük göstergesi aslında. Biraz yüreklere dokunsun ki duasız kalmaktan korkalım🌷 Hz Ömer'in çok güzel bir sözüyle tamamlamak istiyorum yazımı: "Ben duanın kabul edilmemesi kaygısı taşımam. İçimde dua etme isteğinin olmaması kaygısı taşırım."

Hayırlı geceler✋

Sibel Hasköy 🌷

30.01.2022/00.00

#sibelhyy #bursa #yeniyazım #dua 

#fotoğraf bana aittir 📷

27 Aralık 2021 Pazartesi

REHBER...

 



Bismillah

Bazı duyguların tercümesi yoktur şu hayatta. Sessizliğin dilini bir tek sen ve seni yaradan bilir. Peki bunu bilen insan neden Allah’tan koşarak uzaklaşmaya çalışır aklım ermez bir türlü. Gitse yine O’na sığınacağı kalsa yine O’na sığınacağı Allah’tan neden ısrarla kaçmaya çalışır insan? Oysa her türlü isteğinde yine O’nu kapısını çalarken insan utanamaz mı kendisinden, iyi günde hatırından geçmezken kötü günde dualarını menfaat aracı olarak kullanmaktan, utanmaz mı?

Kuran bize rehberdir deriz, ezberimizde kalan bir cümle mi bu? Hani nerede rehber edindiğimiz Kur’an? Rehberimiz farklı şeyler olunca gafletin dibini görüyoruz çoğu zaman. Kimisi açıp okumaktan aciz. Kimisi ne anlatıyor diye açıp tercümesine bakmaktan aciz. Çoğumuz ise hayatımıza uygulamaktan aciziz.

Hayat bir sınav ve bize bir şans verilmiş sadece bir kez verilmiş. Bu hayattaki şansımızı Kuran ve ahlakı Kuran olan Rasulullah ile süslememiz gerek. Hatırdan çıkmaması gereken bir ayet bırakıyorum buraya;

 O günahkârları rablerinin huzurunda başlarını önlerine eğmiş halde şöyle derlerken bir görsen: “Rabbimiz! Gördük ve işittik; bizi geri gönder de rızâna uygun işler yapalım, artık kesin olarak inandık!” (Secde 12)

Onlara denecek ki: “Bu gününüzle karşılaşmayı unutmanız sebebiyle cezayı tadın bakalım! İşte şimdi biz de sizi unuttuk; haydi yaptıklarınızın bedeli olarak ebedî azabı tadın şimdi!” (Secde 14)

Ahlakımızın Kuran ahlakı olması duasıyla...🌷

Sibel HASKÖY

27.12.2021/20.49

18 Aralık 2021 Cumartesi

Ömür🦋

 



Kendini arıyor insan, yosun bağlamış kuyularda. Geçip gidiyor zaman böyle böyle. Kocaman olmuş çocukluğumdaki çocuklar, kocaman. Yosunlar içimdeki çocuğa çelme takarken, kocaman geçmiş günler. Kendim "mişli" geçmiş zamanın sillesine uğramış. Bir dönüşlülük olmuş içime. Seyri sülûk...
Sevmekten nasibini almış duvardan kuşlarım. Kapalı kara kutuya hapsolmuş, belki de hapsedilmiş düşen ünlülerin yanına.
Gurbet oldum ben bana, kaç zamandır. Ne eksiliyor, ne eskiyor. Böyle böyle geçiyor ömür. Geçen ömre selamlar...
Hayırlı akşamlar ✋
Sibel Hasköy🌷
18.12.2021/22.28

5 Aralık 2021 Pazar

YAŞAMAK

 



Yaşamak bir duvar

Tuğlaları insanın kendisinin dizdiği

Acıdan, sevinçten yuğurulduğu

Kaçak çıkılan katta yorulduğu en çok.

İçimin bir balkonu yok

Malzemeden çalmışlar karanfillerimi.

Yaşamak bu ya

Balkonsuz hava sahası

Kaçak kattaki kafes.

Yaşamak bu ya

Bir kuş göçü,

Göçemeyenlerin şiire mülteci olduğu...

Yaşamak bu ya

Bir kış güneşi

Umut yüklü gemide

Denizi solladığı.

Birikintilerin sola sığındığı.

Yaşamak bu ya,

Yaşamın kırıntıları,

Kırıkları...

Sibel Hasköy

05.12.2021/23.34







1 Aralık 2021 Çarşamba

Firavun...



 İnsan nisyanla bilinir derler ya hani. Nisyanla bilindiği kadar nankörlüğü ile de bilinir insan. Nankörüz. Bize verilen karşılıksız bu kadar nimete şükretmek için elimizden bir şeylerin kayıp gitmesi mi gerek? Buraya kalbimizi meşgul etmesi gereken bir soru bıraktım. Günlerdir kafamı meşgul eden konular var. Günümüzdeki bu azgınlıklar, sapkınlıklar, taşkınlıklar kısaca Allah tanımazlık nedir bunlar? Helak sebebi. Kaç kavim gelmiş geçmiş Kuranda bize öğüt alalım diye anlatılan. Hepsi bir özelliğiyle öne çıkmış ve uyarılara rağmen inkarcılardan olup helak olmuşlar. Peki ya biz ne kadar öğüt aldık, alıyoruz? Bu kadar felaket normal mi? Önceden de böyle miydi yoksa şair diyor ya biz büyüdükte mi kirlendi bu dünya? Kendi kendime soruyorum çoğu zaman.

Bize biri canımızı yakan bir şey yapsa anında karşılığını bulması için dua ederiz. Ama Rabbimiz öyle sabırlı ki bu kadar günaha rağmen  bu kadar taşlaşmış kalplere rağmen bizi anında helak etmiyor ki her şeye gücü yeterken. Çünkü O Es Sabûr...

Bir de şu ayet var Hz Musa ile Firavun arasında geçen belki de beni en çok etkileyen ayet ;Taha 43- " İkiniz beraber Firavun’a gidin, çünkü o sınırı çok aştı."

Taha 44- "Yine de ona söyleyeceklerinizi yumuşak bir üslûpla söyleyin, ola ki aklını başına toplar veya içine bir korku düşer.”

İslam ne güzel din, ne güzel ki İslam'la müşerref kılındık. Baş kâfire bile yumuşak davranmayı emrediyor Allahu Teala. Ama Firavun nankör... Haddi aşmış...

Firavunlaşmış günümüzde de bazı kapler, sonumuz hayrola.

Sibel Hasköy

01.12.2022/00.53


15 Kasım 2021 Pazartesi

Gurbet Türküsü 🌻

İçimdeki gurbet bile garip çoğu zaman. Kalınca da gurbet buralar. Kendinden kendine gurbeti insanın. Kendimden kendime en çok. Yazmak da olmasa şu fani dünyada yabancı hep buralar. Kelimeler hüzün yüklü. Hüznün namesi çınlıyor kulaklarda. Kalbin pasını siliyor en çok da. Hüzün olmasa hatırlar mı ki kalp Allah'ı? Hüzün şart! Kelimeler dolu, mana çıkmaz sokak. Hangi anlama gelir açık uçlu duygular, gecenin karanlığında. Kaçmakla kalmak arasındaki ince çizgi ya da alışmak mı alıştırılmak mı? Keşfedemedim içimdeki o kelimeyi. Bir gubet türküsü ki almış başını gidiyor, bir ben gidemiyorum kendimden. Ve dinliyorum bir gurbet türküsü, geçmeyenler köprüsünde...

Hayırlı geceler✋

Sibel Hasköy

15.11.2021/23.35

13 Kasım 2021 Cumartesi

NEFES

 


İnsan belgisiz zamir benim gözümde. Belli, belirsiz duyguların esiri. Tümü, biri, hangisi? Zaman hızlı, yol meşakkatli. Gün olur yol olmaz. Bir nefese bakıyor yıkılan zamanın köprüsü. Geçiyor geçmek zorunda sandığımız günler. Ya geçemezse bir gün hatta bir an? Çok çabuk unutuyoruz son nefesi. Soruyu doğru sormak lazım yanlış yaşamaya alıştığımız şu hayatta. Aklımıza geliyor mu son nefes? Akla ilk gelenlerin yerini hep başka şeyler doldurmuş. Dolanlar dolduranlar doldurulanlar...

Sıkıştırmaya alıştığımız hayatta sıkışıp kalıyoruz bazen. Bir delik olsa şu günahkar ömrün duvarında, başımızı çıkarıp azıcık nefes alabileceğimiz. Onu da beceremiyoruz kimi zaman. Unutuyoruz çünkü kalplerin Allah’ı anmakla nefes alacağını. İnsan nisyanla bilinir diye boşuna denmiyor. Nisyana bir de nankörlük bulaştıysa, örülen duvarların kara kara olması kaçınılmaz son. Karalar bağlıyor kalp, körlük had safha! Belki bugün belki şu an son, karaları beyaza boyama vakti gelmedi mi?

Sibel HASKÖY

13.11.2021/20.36

  ANLAMLI ve COŞKULU BİR YAŞAM İÇİN SAVAŞÇI ‘’Savaşçı’’ isimli bu kitap Doğan Cüceloğlu’na aittir. Yolum Karşıyaka’da ikinci el bir kitapç...